26 Ağustos, 2025

FAUST


 KİTAP İNCELEMESİ

***

KİTAP ADI: FAUST

KİTAP YAZARI: JOHANN WOLFGANG VON GOETHE

***

1749 yılında Frankfurt/  Almanya’da doğan Goethe, edebiyatçı, siyasetçi, ressam ve doğa bilimcidir…

Tüm yaşamı boyunca üzerinde çalıştığı Faust, dünya klasikleri arasında bir başyapıttır…

Faust, Goethe'nin evrensel insan ruhunu anlama çabasını ortaya koyan şiirsel oyundur…

Goethe'nin Faust'u, büyülü güçler elde etmek ve bilinmeyenleri öğrenmek için ruhunu Mephistopheles adındaki şeytana satan gezgin hokkabazın öyküsünü anlatır...

Eski bir Alman masalının oldukça uç bir uyarlaması olan Faust'u yazmak altmış yıl sürdü...

Faust, Goethe'nin bütün eserlerinin bir birleşimi olarak kabul edilen kitap, Almanca "yumruk" anlamı ile birlikte "Goethe'nin Yumruğu" anlamına gelmektedir…

Goethe, yalnızca edebiyatla değil, pek çok konuyla yakından ilgilendi ve birçok düşünürü etkiledi…

Müslümanlık konusundaki çalışmaları kasıtlı şekilde gizlenmiştir…

Avrupa’da özellikle Almanya’da ilk İslâm sempatisini uyandıran kişidir…

Birçok Avrupalı onun açtığı aydınlık yoldan giderek İslâm'ı bulmuştur…

***

Faust, klasik Alman efsanesinde başkişisi... 

Goethe'nin "Faust" trajedisinde Faust'un ruhunun kurtuluşu ve insanlık durumu, yazarın gençlikten yaşlılığa uzanan düşünsel gelişimini yansıtan karmaşık ve çok katmanlı bir şekilde yorumlanmaktadır…

Geleneksel Orta Çağ Faust efsanesinde şeytanla anlaşma yapan Faust lanetlenirken, Goethe'nin modern Faust'u kurkuyla kurtulur…

Bu, Goethe'nin evrensel insan ruhundaki ikilemi işlerken, aynı zamanda "yeni" bilim insanının modelini çizmesi ve Orta Çağ inançlarını yıkmasıyla açıklanır…

Tanrı, "Gökte Ön Konuşma" sahnesinde insanın sürekli çabaladığı sürece yanlış yola sapabileceğini ancak "karanlık arzularının içinde bunalan iyi bir insan, asla doğru yoldan ayrılmaz" diyerek Faust'un kurtulacağını ima eder...

Melekler, canla başla çabalayan insanı kurtaracakları vaadiyle yazarı desteklerler…

Şeytan, Faust'u dünyevi zevklerle kandırmayı başaramadığı için iddiayı kaybeder…

Çünkü göklerden gelen sonsuz sevgi Faust’un ruhunu kurtarır…

Bencil emellerinden sıyrılan Faust'un toprak sahibi bir senyör olarak gösterilmesi ve ruhunun melekler tarafından kaçırılması, ruhun ölümsüzlüğünü simgeler…

Faust, kitap bilgisiyle yetinemeyen, bilgiye susamış, coşkulu ve buhranlar içinde bir bilim insanıdır...

O, genç Goethe'nin bir yansımasıdır ve araştırıcı, çabalayan ruhu simgeler…

Goethe, Faust karakterini "insanın tüm olumlu ve olumsuz yanlarını bünyesinde barındıran, insanın ikiliğini bir özeti olarak" sunar…

Faust'un içinde "iki ruh" yaşar: biri kaba zevkler peşinde dünyaya sarılırken, diğeri ulu ataların diyarına yükselmeye çalışır…

Tanrı'nın bakış açısına göre insan, "çabalayıp araştırdığı sürece" yanılır; ancak bu hata yapma kapasitesi bile onun yoldan tamamen ayrılmamasını sağlar…

Bu, insan doğasının temel bir özelliğidir ve Goethe'nin eserinin merkezindeki fikirdir…

Faust'un yolculuğu, önce kişisel bilgi ve zevk arayışından sonra toplumsal ve tarihsel boyutlara taşınır…

Bu, onun öznellikten uzaklaşıp daha geniş, aydınlık ve tutkusuz bir âleme yönelmesini, farklı dünya görüşlerini sergilemesini sağlar…

Faust, ölümlerden sorumlu kişileri feda eden şeytana kendini adayan bir karakter olmasına rağmen Goethe tarafından lanetlenmez…

Bu durum, Tanrı'nın "Karanlık arzularının içinde bunalan iyi bir insan, asla ayrılmaz doğru yoldan" sözleriyle açıklanır ve etik bakımdan pozitif bir sembol olmasa da, sürekli çabalayan insanı yüceltir…

Faust, son anlarında bile dünyayı daha iyi hale getirme çabası içindedir, bu da onun insanlık durumunu sürekli bir gelişim ve aşma arayışı olarak yorumlanır…

 

22 Ağustos, 2025

İLAHİ KOMEDYA


 

KİTAP İNCELEMESİ

***

KİTAP ADI: İLAHİ KOMEDYA

KİTAP YAZARI: DANTE ALIGHIERI

***

1265 yılında  İtalya’nın Floransa şehrinde doğan Dante Alighieri, şair ve siyasetçidir...

Cehennem, Araf ve Cennet ciltlerinden oluşan “İlahi Komedya” en bilinen eseridir…  

Bu eser, dünya edebiyat tarihinin en büyük eserlerinden biri ve modern İtalyancanın da temeli olduğu ifade edilir…

Miguel Asin Palacios, Dante’nin ölüm yıldönümü kutlamalarında bir kitap yayınlar…

Kitap, Dante’nin “İlahi komedya” sının, Müslümanların inancından aşırtma, intihal olduğu söylenir ve kıyamet kopar…

Çünkü Cennet, Cehennem ve Araf, biz Müslümanların inancında ve eserlerinde yer almaktadır…

Kısaca, Peygamberimizin miraca çıkışı ve gördükleri anlatılmaktadır…

İlahi komedyanın 28.manzumesinde anlatılan Cehennemdeki 8. Dairenin hileciler bölümünün 9 hendeği arabozuculuk ve bölücülük yapanlar kısmında Peygamberimiz ve Ali’ye işkence yapan zebani tasvir edilmektedir…

Dante, Miraç’ı araklayarak kendi dinine derlemesi etki alanı oluşturmaya çalışması ve Peygamberimizi Cehennemde göstermesi dini ve siyasi kasıt taşımaktadır…

 Dante şairliğinden önce fanatik Hıristiyan ve siyasetçidir…

Tapınak Şövalyeleri’nin bir üyesidir…  

Dante ilahi komedyayı yazdıktan sonra, 1321 yılında İtalya’da ölmüştür…

***

 "İlahi Komedya"nın Cehennem, Araf ve Cennet olmak üzere üç ana kısımdan oluşur…

Dante'nin yolculuğunu, karşılaştığı karakterleri ve ortaçağ düşüncesindeki yerini açıklayan notlarla zenginleştirilmiştir…

Ayrıca, eserin edebi yapısı, temaları, mitolojik ve tarihi göndermeleri de metinlerde kendine yer bulmaktadır...

Eser, Antik ve Orta Çağ düşünce akımları mozaiğine sahiptir...

Hıristiyanlık inancının temel öğretileriyle birlikte klasik mitoloji, felsefe, tarih ve dönemin bilimsel bilgilerinden beslenir…

Hıristiyanlığın üçleme ilkesini (Baba, Oğul, Kutsal Ruh) yansıtan yoğun bir sayı sembolizmi üzerine kuruludur…

Cehennem, Araf, Cennet bölümlerinin her birinde 33, toplamda 100 şarkıdan oluşmaktadır…

***

CEHENNEM

Dante, İlahi Komedya'nın Cehennem bölümünde eserin siyasi, dini ve kozmolojik bağlamını inceliyor...

Özellikle Dante'nin Papalık'a yönelik eleştirileri, dönemin Floransa'sındaki beyaz ve siyah çatışmaları ve şairin sürgün hayatı detaylandırılıyor…

Cehennem'in farklı katmanlarında günahkârların karşılaştığı cezalar, mitolojik figürler ve tarihi şahsiyetler üzerinden açıklanıyor…

Cehennem'in ilk şarkısında Dante'nin karşısına çıkan pars (şehvet), aslan (kibir) ve dişi kurt (tamahkârlık), onun Floransa'daki siyasi çatışmaları ve Papalık sarayının açgözlülüğü hakkındaki görüşlerini ifade eder…

Hz.Muhammed ve Hz. Ali'nin fitne ve nifak günahı nedeniyle Cehennem'de cezalandırılması tasvir edilir…

Dante, yolsuzluk ve fesat suçlamasıyla gıyabında sürgün ve yüksek bir para cezasına çarptırılmıştır...

Bu cezayı ödememesi, cezasının süresiz sürgüne ve hatta ölüm cezasına dönüşmesine neden olmuştur

Dante, Papalığın ahlaki ve siyasi yozlaşmasını, papaların ve din adamlarının açgözlülüğünü, paraya düşkünlüğünü sert bir dille eleştirir…

Papalığa miras bırakılan toprakların, Kilise'nin dünyevi iktidar ve zenginliklere tamah etmesine yol açan büyük bir fenalık olduğunu belirtir...

Cehennem'in On Dokuzuncu şarkısında simonyacıları (din ticareti yapanları) cezalandırır… Burada baş aşağı asılı olan Papa III. Nicolaus'u tasvir etmesi, din ticaretini en büyük günahlardan biri olarak görmesinin açık bir örneğidir…

Cehennem'in bir simgesi olarak, Şeytan'ın ve ona başkaldıran meleklerin meskenidir!

Hainler arasında, İsa'ya ihanet eden Yahuda'nın yanı sıra, Jül Sezar'a ihanet eden Brutus ve Cassius'un yer alması, Dante'nin dünyevi otoriteye ihaneti de ruhani otoriteye ihanet kadar büyük bir suç olarak gösterir…

***

ARAF

Araf, ahret kavramlarında yer alan, kötüler ve iyilerin sınıfına sokulamayan, inançlı günahkârların veya günah ve sevapları eşit olanların gideceği geçici arınma yeridir…

Cennet ve Cehennem arasında bir yer…

Bu kısımda genelde Dante'nin Araf'taki yolculuğunu, karşılaştığı ruhları ve bu ruhların dünyevi günahlarının kefaret süreçlerini ele almaktadır…

Aynı zamanda, Dante'nin Papalık ve İmparatorluk üzerine siyasi eleştirileri ve düşünsel unsurlara da ışık tutulmaktadır...

Eserdeki  tasvirler, mitolojik ve dini referanslar ile dönemin toplumsal ve siyasi olaylarına yapılan göndermelere açıklık getirilmektedir...

Adaletsiz Yöneticilerin, Soylu vazifelerini ihmal etmelerinden kaynaklanan bir karmaşa içinde olduklarını ifade eder…

İnsan doğasının fesatlığı değil, kötü idare olduğunu savunur…

İnsanların göklerin etkisine bağlandığını, ancak Tanrı tarafından akıl sahibi olarak yaratılan ruhun özgür iradesiyle iyi ve kötü arasında seçim yapabileceğini vurgular…

Bu nedenle, doğru yolu gösterecek bir yasa ve hükümdar gerektiğini belirtir…

Dante’ye göre insanın kurtuluşu ve toplumun selameti, ancak dünyevi ve ruhani iktidarların doğru bir şekilde görevlerini erdem ve imanla yerine getirmesiyle mümkündür…

Papalık ve Ruhban sınıfının Dante'ye göre hem ahlaki hem de siyasi olarak yozlaşmıştır… 

Onların açgözlülüğü, paraya düşkünlüğü, sahte aflar, imtiyazlar ve rüşvetle makam alma gibi günahlar işlemeleri bu yozlaşmanın görünen yüzüdür...

Ancak en vahim hataları, ruhani iktidar ve yargı sınırları içinde kalmak yerine dünyevi iktidara ortak olmaları ve İmparatorun yetkilerini gasp etmeleridir…

***

CENNET

Dante  İlahi Komedya adlı eserinin Cennet bölümünde eserin yazım süreci ve sürgünde geçen dönem gibi tarihsel ve edebi bağlamı açıklar…

Ayrıca, ele aldığı siyasi ve dini eleştirilere geniş yer verir…

Özellikle papalık kurumunun yozlaşması, din adamlarının dünyevi hırsları ve bu durumun İtalya üzerindeki etkileri vurgulanır…

Cehennem, Araf ve Cennet'in mimarisini ve katmanlarını detaylı bir şekilde açıklar…

Bu âlemlerde ruhların nasıl cezalandırıldığını, arındığını ve ödüllendirildiğini anlatır…

Son olarak, Dante'nin kozmolojik ve teolojik yolculuğunu, Tanrı’yı idrak edişini ve bu eserin ahlaki ve ıslahatçı amacını aktarır...


 

17 Ağustos, 2025

ÇÖLDE İSYAN


 

KİTAP İNCELEMESİ

***

KİTAP ADI: ÇÖLDE İSYAN, OSMANLI ORTADOĞU'YU NASIL KAYBETTİ?

KİTAP YAZARI: T.E. LAWRENCE

***

Lawrence 1888 yılında İngiltere’de doğdu…

Arabistan'da görev yapmış ve Arapların Osmanlılara karşı kışkırtılıp, ayaklandırılıp sözde bağımsızlıklarını ellerine vermekle görevlendirilen ünlü İngiliz ajanı…

İngiliz ordu subayı, arkeolog, diplomat, Arap dili ve edebiyatı uzmanı olan Lawrence;

Çölde isyan, darphane ve bilgeliğin yedi direği gibi kitapları yayınlanmıştır…

1935 yılında bir motosiklet kazasında ölmüştür…

***

Kitap, T.E. Lawrence'ın Birinci Dünya Savaşı sırasında Arap İsyanı'ndaki rolünü ve bu isyanın Osmanlı İmparatorluğu'nun Orta Doğu'daki kaybına nasıl yol açtığını detaylı bir şekilde anlatmaktadır…

Lawrence'ın Arap liderlerle karşılaşmalarını, askeri stratejilerini ve çeşitli savaş bölgelerindeki deneyimlerini kapsamaktadır…

Ayrıca, Lawrence'ın kişisel gözlemleri, savaşın zorlukları ve dönemin önemli askeri ve siyasi figürleriyle ilişkileri de aktarılmaktadır…

***

NOT: Kitabın yazarı Lawrens olduğundan kendisi gibi İngiliz ajanlarının Arapları tahrik ve kışkırtmalarını kaleme almamıştır…

Osmanlı İmparatorluğu'nun Ortadoğu'daki çöküşünü, iç huzursuzluklar, askeri zafiyetler, stratejik hatalar ve Arap İsyanı ile İngiliz desteğinin birleşimi gibi birçok faktörün bir sonucu olarak yansıtmaktadır…

Türklerin "Arapça konuşan nüfusu içindeki huzursuzluğu" başlangıç noktası olarak belirtir… 1908 Jön Türk hareketinden bu yana gizli cemiyetlerin büyüdüğü, İngiliz diplomasisinin Şerif Hüseyin'e bağımsızlık sözü vermesi ve Hüseyin'in İngiliz parası ve desteğiyle isyanı ilan etmesiyle, bu huzursuzluk somut bir isyana dönüşmüştür…

Türk askerleri açlık, yorgunluk, bitkinlik, soğuk ve ıslak hava koşulları altında büyük acılar çekmişlerdir…

Askerlerin "sefalet içinde" yaşadıkları, yeterli çadır, yünlü giysi, bot ve battaniye gibi temel ihtiyaçlardan yoksun oldukları belirtilir…

 Türk ordusu, Arapların mobil gerilla taktiklerine, özellikle demiryolu sabotajlarına ve ani baskınlara karşı koymakta zorlanmıştır...

 İngiliz uçaklarının Türk hedeflerini bombalaması ve keşif uçuşları yapması, Türklerde "ciddi şekilde telaş" yaratmış ve onları savunma önlemleri almaya zorlamıştır…

Cidde ve Mekke'nin düşmesiyle başlayan isyan, Osmanlı'nın Hicaz üzerindeki dini ve siyasi kontrolünün zayıfladığını göstermiştir...

  

Hicaz Demiryolu, Mavera-i Ürdün demiryolu, Filistin ve Suriye demiryollarının sürekli olarak hedef alınmasını ve kesilmesini, Osmanlı'nın lojistik ve iletişim yeteneğini felç etmiştir…

Ve bu durum, Türklerin ikmal ve takviye yapmasını engellemiştir...

Sonunda Osmanlı idaresi Ortadoğu’daki büyük kalesi Suriye’yi kaybeder...

İngilizlerin Şerif Hüseyin'e ve Arap isyancılara sağladığı maddi (para, silah, erzak) ve askeri (eğitmen, zırhlı araç, hava desteği) yardımlar Arap İsyanı'nın başarısında hayati bir rol oynamıştır…

Lawrence'ın kendisi gibi İngiliz subaylarının Arap hareketine olan inancı ve onlara destek sağlaması, Osmanlı'nın Ortadoğu'daki gücünü kırmada etkili olmuştur…

Faisal, Abdullah, Ali, Nuri El-Şağlan ve Avde Ebu Tayi gibi Arap liderlerinin sahada gösterdiği cesaret, stratejik zekâ ve halkı örgütleme yeteneği, Osmanlı'nın kontrolünü kaybetmesinde rol oynamıştır...

NOT: Neymiş demek ki! Araplar Türkleri arkadan vurmamış, yukarıda belirtilen İngiliz uşaklığı yapan Arap liderlerin kontrolündeki Araplar vurmuştur…

***

Osmanlı İmparatorluğu'nun Ortadoğu'daki çöküşü, İngiliz, Arap ve diğer aktörler arasındaki karmaşık ittifaklar ve çatışmalar tarafından şekillendirilmiştir...

İsyan, çok yönlü bir yapıya sahipti ve bölgesel dinamikler, dış müdahaleler ve askeri stratejilerin iç içe geçmesiyle ilerlemiştir…

İngiliz diplomasisi, isyanın kıvılcımını çakmada önemli bir rol oynamıştır:

1-Bağımsızlık Vaatleri,

2-İngilizler, Şerif Hüseyin'e para, silah ve erzak sağlayarak isyanı ilan etmesine yardımcı oldular...

Ayrıca, Arap birliklerine top, makineli tüfek ve teknik destek (eğitmen çavuşlar gibi) temin etme sözü verdiler...

Kuşatmalarda ve demiryolu sabotajları gibi kritik operasyonlarda patlayıcı desteği sağladılar…

3- Danışmanlık ve Stratejik Yönlendirme için Lawrence gibi İngiliz subayları, Arap isyanının organizasyonu ve liderliğinde kilit rol oynattılar…

Lawrence, Arap hareketini desteklemek için profesyonel İngiliz subaylarının danışman olarak görevlendirilmesini tavsiye etmiş ve kendisi de bu görevi üstlenmiştir…

Onun stratejileri, düşmanın en zayıf maddi bağlantısını bulmaya ve Bedevilerin hareket kabiliyetini ve arazi bilgilerini kullanmaya odaklanmıştır…

4- Arap isyanı, çeşitli kabilelerin ve liderlerin karmaşık ilişkileriyle şekillenmiştir…

Liderlik ve Motivasyon için Şerif Hüseyin ve oğulları (Faysal, Abdullah, Ali, Zeyd) isyanın önde gelen figürleri oldular…

Faysal, Arapların birliğini sağlamada ve farklı kabileleri tek bir savaş amacı altında toplamada merkezi bir rol oynamıştır…

Araplar arasındaki kan davaları ve kabileler arası kıskançlıklar isyanın önündeki önemli engellerdi...

Faysal bu davaları çözmek ve birliği sağlamak için büyük çaba harcadı...

Ancak, bazı kabileler ganimet peşindeydi…

5-Araplar, Türk ordusuna karşı mobil gerilla savaşını benimsemişlerdir...

Demiryolu sabotajları, ani baskınlar ve düşmanın lojistik hatlarını kesme, isyanın başarısında kritik rol oynamıştır...

Türklerin topçu üstünlüğüne rağmen, Araplar kendi hareket kabiliyetleri ve hafif otomatik silahlarla bunu dengelemişlerdir…

Kısaca, Arap İsyanı, İngilizlerin stratejik desteği, Arap liderlerin birleştirici çabaları ve gerilla taktikleri ile Osmanlı ve Almanların askeri zafiyetleri ve stratejik hatalarının birleşimi sonucunda Osmanlı İmparatorluğu'nun Ortadoğu'daki çöküşünü hızlandırmıştır...