KİTAP İNCELEMESİ
***
KİTAP ADI: HALİD BİN VELİD
KİTAP YAZARI: EBUBEKİR SUBAŞI
***
Ebubekir Subaşı, 1965 yılında Erzurum’da dünyaya geldi…
1982-86 yılları arasında Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat
Fakültesi Doğu Dilleri Bölümü’nü bitirdi…
***
Halid bin Velid, İslam tarihinin en önemli askeri
dehalarından olan biridir…
Yazar eserinde Halid’in çocukluk
yıllarından itibaren Müslüman oluş sürecini, kazandığı büyük zaferleri ve
Peygamberimiz tarafından "Allah'ın Kılıcı" unvanıyla
onurlandırılmasını edebi bir dille açıklamaktadır…
Halid bin Velid’in savaş meydanlarındaki stratejik dehasını
vurgularken, aynı zamanda onun manevi dünyasına ve vefatına dair duygusal
ayrıntılara da yer vermektedir…
Bu büyük komutanın tüm ömrünü cephelerde geçirmesine rağmen
yatakta ölmekten duyduğu hüzün dile getirilmektedir...
***
Halid bin Velid'in askerî dehası, İslamiyet'in hem iç
karışıklıklardan kurtulmasında hem de bir dünya gücü haline gelerek geniş
coğrafyalara yayılmasında belirleyici bir rol oynamıştır…
Müslüman olmadan önce Uhud Savaşı'nda gösterdiği taktiksel
manevra ile İslam ordusunu stratejik bir yenilgiye uğratması, onun savaş
sanatındaki üstün kabiliyetinin ilk büyük işareti olmuştur…
İslam tarihini ve yayılma sürecini şekillendiren temel dönüm
noktaları şu şekilde özetlenebilir:
1.Mute Savaşı, Müslümanların Bizans gibi büyük bir güçle ilk
ciddi karşılaşmasıdır…
Bu savaşta Halid bin Velid, üç komutanın şehit düşmesinden
sonra sancağı devralmış ve 3.000 kişilik İslam ordusunu, 100.000 kişiyi aşan
Bizans ordusuna karşı imha olmaktan kurtarmıştır…
Uyguladığı "küçük birliklere ayırma” taktiği ve
geceleyin birliklerin yerini değiştirerek düşmanda "yeni yardım
geldi" algısı oluşturması, onun savaş hilesi ve psikolojik harpteki
dehasını kanıtlamıştır…
Bu başarı üzerine Hz. Peygamber ona "Allah'ın
Kılıcı" (Seyfullah) unvanını vermiştir…
2. Ridde Savaşları: Hz. Peygamber’in vefatından sonra ortaya
çıkan dinden dönme (Ridde) hareketleri ve sahte peygamber fıtneleri, İslam
devletini yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır…
Halid bin Velid, Hz. Ebubekir'in emriyle bu isyanların
üzerine yürümüş; Buzaha’da Tuleyha’yı, Yemame’de ise Müseylime’yi mağlup ederek
İslam birliğini yeniden tesis etmiştir…
Özellikle Yemame’deki zaferi, İslam’ın Arap Yarımadası’ndaki
mutlak hakimiyetini perçinlemiş ve dış fetihlerin önünü açmıştır…
3. Halid bin Velid; Irak, Suriye, İran Sassanî ve Bizans
İmparatorluklarını dize getiren başkomutan olarak tarihe geçmiştir…
Yermük Savaşı'nda, Müslümanlardan kat kat üstün olan Bizans
ordusunu imha ederek, Suriye, Filistin ve Ürdün kapılarını ebediyen İslamiyet’e
açmıştır…
Halid bin Velid, hayatı boyunca girdiği hiçbir savaşı
kaybetmemiş, askeri hızı ve stratejik öngörüsüyle İslam'ın kısa sürede bir
"Cihan Devleti “ne dönüşmesini sağlamıştır…
Onun fethettiği topraklar, sadece askeri bir işgal değil,
aynı zamanda bölge halklarına sunulan adalet anlayışıyla kalıcı bir medeniyet
değişimi olmuştur…
Halid bin Velid'in askeri harekatları, durmak bilmeyen bir
fırtınanın önündeki kurumuş yaprakları süpürmesi gibi, köhnemiş
imparatorlukların zulüm setlerini yıkarak İslam’ın adalet nurunun tüm dünyaya
akmasına yol açan dev bir baraj kapağının açılmasına benzetilebilir...
***
Hz. Ebubekir, Halid bin Velid'i ilk olarak “dinden
dönenlerle” ve yalancı peygamberlerle savaşmak üzere hazırlanan dört bin
kişilik ordunun başına başkumandan tayin etmiştir...
Bu tayin, dinden dönenlerin çıkardığı fitne ateşini
söndürmek ve İslam devletinin birliğini korumak amacıyla yapılmıştır…
Halid bin Velid'in bu süreçteki diğer önemli başkumandanlık
görevleri şunlardır:
Irak Cephesi: Yemame'deki dinden dönme hareketlerini
bastırdıktan sonra, Hz. Ebubekir'in emriyle Irak'taki fetih hareketlerini
yönetmek ve bölgeye yardım etmek üzere gönderilmiştir…
Suriye Cephesi: Irak fetihlerini tamamladıktan sonra Hz.
Ebubekir, Halid bin Velid'e Suriye tarafına geçmesini emretmiştir…
Busra önlerinde Ebu Ubeyde b. Cerrah, Amr b. As ve diğer
komutanlarla buluşan Halid bin Velid, burada tüm İslam ordularının genel
başkumandanlığına getirilmiştir…
Hz. Ebubekir, Halid bin Velid'in askeri dehasına o kadar
güveniyordu ki, kendisinin görevden alınması yönündeki tavsiyelere karşı onu
"Allah'ın kınından sıyrılmış bir kılıcı" olarak nitelendirmiş ve bu
kılıcı kınına sokmanın doğru olmayacağını belirtmiştir…
Halid bin Velid'in bu orduların başına geçmesi, fırtınalı
bir denizde rotasını şaşırmış bir geminin dumanı tüten devasa bir fenerin
rehberliğinde limana ulaşmasına benzer; onun komutanlığı, İslam ordularının en
zorlu engelleri aşarak kesin zaferlere ulaşmasını sağlayan sarsılmaz bir pusula
görevi görmüştür…
