28 Aralık, 2025

HALİD BİN VELİD


 

KİTAP İNCELEMESİ

***

KİTAP ADI: HALİD BİN VELİD

KİTAP YAZARI: EBUBEKİR SUBAŞI

***

Ebubekir Subaşı, 1965 yılında Erzurum’da dünyaya geldi…

1982-86 yılları arasında Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri Bölümü’nü bitirdi…

***

Halid bin Velid, İslam tarihinin en önemli askeri dehalarından olan biridir…

Yazar eserinde Halid’in çocukluk yıllarından itibaren Müslüman oluş sürecini, kazandığı büyük zaferleri ve Peygamberimiz tarafından "Allah'ın Kılıcı" unvanıyla onurlandırılmasını edebi bir dille açıklamaktadır…

Halid bin Velid’in savaş meydanlarındaki stratejik dehasını vurgularken, aynı zamanda onun manevi dünyasına ve vefatına dair duygusal ayrıntılara da yer vermektedir…

Bu büyük komutanın tüm ömrünü cephelerde geçirmesine rağmen yatakta ölmekten duyduğu hüzün dile getirilmektedir...

***

Halid bin Velid'in askerî dehası, İslamiyet'in hem iç karışıklıklardan kurtulmasında hem de bir dünya gücü haline gelerek geniş coğrafyalara yayılmasında belirleyici bir rol oynamıştır…

Müslüman olmadan önce Uhud Savaşı'nda gösterdiği taktiksel manevra ile İslam ordusunu stratejik bir yenilgiye uğratması, onun savaş sanatındaki üstün kabiliyetinin ilk büyük işareti olmuştur…

İslam tarihini ve yayılma sürecini şekillendiren temel dönüm noktaları şu şekilde özetlenebilir:

1.Mute Savaşı, Müslümanların Bizans gibi büyük bir güçle ilk ciddi karşılaşmasıdır…

Bu savaşta Halid bin Velid, üç komutanın şehit düşmesinden sonra sancağı devralmış ve 3.000 kişilik İslam ordusunu, 100.000 kişiyi aşan Bizans ordusuna karşı imha olmaktan kurtarmıştır…

Uyguladığı "küçük birliklere ayırma” taktiği ve geceleyin birliklerin yerini değiştirerek düşmanda "yeni yardım geldi" algısı oluşturması, onun savaş hilesi ve psikolojik harpteki dehasını kanıtlamıştır…

Bu başarı üzerine Hz. Peygamber ona "Allah'ın Kılıcı" (Seyfullah) unvanını vermiştir…

2. Ridde Savaşları: Hz. Peygamber’in vefatından sonra ortaya çıkan dinden dönme (Ridde) hareketleri ve sahte peygamber fıtneleri, İslam devletini yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır…

Halid bin Velid, Hz. Ebubekir'in emriyle bu isyanların üzerine yürümüş; Buzaha’da Tuleyha’yı, Yemame’de ise Müseylime’yi mağlup ederek İslam birliğini yeniden tesis etmiştir…

Özellikle Yemame’deki zaferi, İslam’ın Arap Yarımadası’ndaki mutlak hakimiyetini perçinlemiş ve dış fetihlerin önünü açmıştır…

3. Halid bin Velid; Irak, Suriye, İran Sassanî ve Bizans İmparatorluklarını dize getiren başkomutan olarak tarihe geçmiştir…

Yermük Savaşı'nda, Müslümanlardan kat kat üstün olan Bizans ordusunu imha ederek, Suriye, Filistin ve Ürdün kapılarını ebediyen İslamiyet’e açmıştır…

Halid bin Velid, hayatı boyunca girdiği hiçbir savaşı kaybetmemiş, askeri hızı ve stratejik öngörüsüyle İslam'ın kısa sürede bir "Cihan Devleti “ne dönüşmesini sağlamıştır…

Onun fethettiği topraklar, sadece askeri bir işgal değil, aynı zamanda bölge halklarına sunulan adalet anlayışıyla kalıcı bir medeniyet değişimi olmuştur…

Halid bin Velid'in askeri harekatları, durmak bilmeyen bir fırtınanın önündeki kurumuş yaprakları süpürmesi gibi, köhnemiş imparatorlukların zulüm setlerini yıkarak İslam’ın adalet nurunun tüm dünyaya akmasına yol açan dev bir baraj kapağının açılmasına benzetilebilir...

***

Hz. Ebubekir, Halid bin Velid'i ilk olarak “dinden dönenlerle” ve yalancı peygamberlerle savaşmak üzere hazırlanan dört bin kişilik ordunun başına başkumandan tayin etmiştir...

Bu tayin, dinden dönenlerin çıkardığı fitne ateşini söndürmek ve İslam devletinin birliğini korumak amacıyla yapılmıştır…

Halid bin Velid'in bu süreçteki diğer önemli başkumandanlık görevleri şunlardır:

Irak Cephesi: Yemame'deki dinden dönme hareketlerini bastırdıktan sonra, Hz. Ebubekir'in emriyle Irak'taki fetih hareketlerini yönetmek ve bölgeye yardım etmek üzere gönderilmiştir…

Suriye Cephesi: Irak fetihlerini tamamladıktan sonra Hz. Ebubekir, Halid bin Velid'e Suriye tarafına geçmesini emretmiştir…

Busra önlerinde Ebu Ubeyde b. Cerrah, Amr b. As ve diğer komutanlarla buluşan Halid bin Velid, burada tüm İslam ordularının genel başkumandanlığına getirilmiştir…

Hz. Ebubekir, Halid bin Velid'in askeri dehasına o kadar güveniyordu ki, kendisinin görevden alınması yönündeki tavsiyelere karşı onu "Allah'ın kınından sıyrılmış bir kılıcı" olarak nitelendirmiş ve bu kılıcı kınına sokmanın doğru olmayacağını belirtmiştir…

Halid bin Velid'in bu orduların başına geçmesi, fırtınalı bir denizde rotasını şaşırmış bir geminin dumanı tüten devasa bir fenerin rehberliğinde limana ulaşmasına benzer; onun komutanlığı, İslam ordularının en zorlu engelleri aşarak kesin zaferlere ulaşmasını sağlayan sarsılmaz bir pusula görevi görmüştür…