KİTAP İNCELEMESİ
***
KİTAP ADI: KARA
KİTAP
KİTAP YAZARI: EŞREF EDİP FERGAN
***
Eşref Edip Fergan 1882 yılında Makedonya’nın Serez şehrinde doğmuş, 1971 yılında, İstanbul’da ölmüştür…
Türk gazeteci, hukuk doktoru olan yazar, Sebilürreşâd adlı derginin sahibidir…
Kurtuluş Savaşı sırasında dergi yoluyla milli mücadele hareketini desteklemiştir…
İslamcı görüşlere sahip olan Eşref Edip, laikliğin amacının açık bir din düşmanlığı olduğunu savunmuştur…
Öğrenimini İstanbul’da Mekteb-i Hukuk’ta sürdürdü…
1908’de çıkarılmaya başlayan Sırat-ı Müstakim adlı derginin kurucularından birisidir…
Bu haftalık dergi, İslam Birliği düşüncesinin yayın organı idi…
Daha sonra derginin adı “Sebilürreşâd” olarak değiştirildi…
1.Dünya Savaşı yıllarında İttihat ve Terakki yönetiminin faaliyetlerini sert bir şekilde eleştirdi…
Eşref Edip, Cumhuriyetin ilanından sonra hızlanan Batılılaşma hareketine şiddetle muhalefet etmekteydi…
Sebilürreşad’ı İslamcılık düşüncesi doğrultusunda yayınlamayı sürdürdü…
Şeyh Said İsyanı üzerine birçok gazete ve dergiyle birlikte Sebilürreşâd da kapatıldı…
Eşref Edip tutuklanarak İstiklâl Mahkemesinde yargılandı…
***
Eşref Edip, Kara Kitap adlı eserinde Türkiye’nin yakın tarihindeki sosyal, dinî ve siyasi dönüşümleri eleştirel bir perspektifle sunmaktadır…
Özellikle tek parti dönemindeki, din hürriyetine ve manevi değerlerin tahribine karşı bir direnç noktası olduğu vurgulanmaktadır...
Yazara göre, Tanzimat’tan bu yana süregelen batılılaşma hareketleri milletin öz kimliğini kemirmiş ve halkın mukaddesatına saldırılarak milli bir hafıza kaybı hedeflenmiştir…
İdeolojik bir baskı olarak nitelenen laiklik uygulamaları ve din eğitiminin yasaklanması gibi meseleler, belgeler ve şahsi tanıklıklar ışığında sert bir dille sorgulanmaktadır...
Özellikle genç nesillere yakın tarihin karanlık sayfalarını aydınlatmak ve Müslüman Türk milletinin kendi dinî kimliğini yeniden kazanması için bir rehber olarak sunulduğunu ifade etmektedir…
Kısaca kitap, Türkiye’nin modernleşme sancılarını gelenekçi ve İslami bir bakış açısıyla yorumlayan tarihî bir vesika niteliği taşımaktadır...
***
“Kara Kitap” adlı eserin merkezinde yer alan temel temalar şu şekilde özetlenebilir:
1. Osmanlısızlaştırma ve İslamsızlaştırma,
Eserin en temel çerçevesi, yakın tarihte uygulanan politikaların bu iki kavram üzerinde yoğunlaştığı iddiasıdır…
Eşref Edip’e göre, Osmanlı’nın önce hukuki sonra kültürel olarak bitirilmesi ve İslamiyet’in bu topraklara vurduğu "silinmez mühürlerin" kazınması için sistemli bir çaba sarf edilmiştir…
2. Reform Kavramlarının "Aldatmaca" Olarak Görülmesi,
Yazar, Tanzimat’tan itibaren kullanılan pek çok ilerleme ve modernleşme kavramının milleti aldatmak için birer maske olarak kullanıldığını savunur...
Tanzimat ve Islahat: Memleketin temel nizamının tahrip edilmesi ve milli düzenin bozulması...
Laiklik: Din ve vicdan hürriyetinin "en ağır zincirlerle bağlanması" ve laikliğin "din aleyhtarlığı" olarak uygulanması...
Demokrasi: "En koyu diktatörlük idaresinin" maskesi olarak görülmesi…
3. Din Eğitimine ve Müesseselerine Yönelik Baskılar
Kitap, özellikle Tek Parti dönemindeki dini kısıtlamaları detaylı bir şekilde işler:
Müesseselerin Kapatılması: Medreselerin ve din eğitimi veren kurumların kapılarına zincir vurulması, binlerce talebenin sokağa dökülmesi…
Eğitim: Din derslerinin mekteplerden tamamen kaldırılması ve nesillerin "Allah ve Peygamber tanımayan" birer "başıboş" olarak yetiştirilmesi…
Ezan ve İbadet: Ezanın orijinal (Arapça) diliyle okunmasının yasaklanması, bu yasağa uymayanların hapsedilmesi ve ibadetlerin "Öztürkçe" adı altında tahrif edilme çabaları...
Dini Eserler: Kuran ve dini kitapların toplatılması, hatta bazılarının imha edilmesi…
4. Köy Enstitüleri ve Ahlaki Çöküş İddiası,
Eşref Edib, Köy Enstitülerini "ahlak ve namus mezbahaları" ve "komünist yuvaları" olarak nitelendirir…
Bu kurumların milli ve dini ahengi bozmak, ateizm ve Marksist ideolojiyi yaymak amacıyla kurulduğunu ileri sürer…
5. Dil Devrimi ve Kültürel Kopuş,
Yazar, dil reformunu (uydurma dil) milletin maziyle, tarihiyle ve edebi mirasıyla bağını koparan "caniyane bir suikast" olarak görür...
Bu politikanın, Bolşeviklerin Türk kavimlerini birbirinden ayırmak için uyguladığı metotlarla benzerlik taşıdığı iddia edilir...
6. Siyasi Hayal Kırıklığı,
Eserin dikkat çekici bir teması da sadece Tek Parti dönemine değil, sonrasında gelen Demokrat Parti ve Adalet Partisi gibi oluşumlara duyulan güvensizliktir...
Yazar, bu partilerin de "bozuk zihniyeti" tam olarak terk etmediğini, din hürriyeti konusunda verdikleri sözleri tutmadıklarını ve laikliği yine "Halk Partisi anlayışıyla" uyguladıklarını savunur...
Sonuç olarak Kara Kitap, Türk milletinin dini ve milli hüviyetine karşı yürütülen bu "bozguncu zihniyet" yıkılmadıkça, milletin gerçek din hürriyetine kavuşamayacağını ana dava olarak ortaya koyar…
***
Eşref Edib’in Kara Kitap adlı eserinde "temel binanın tahribi" ifadesi, Tanzimat dönemiyle başlayan Batılılaşma hareketlerini ve bu hareketlerin milli bünye üzerindeki yıkıcı etkilerini tanımlamak için kullanılan merkezi bir kavramdır...
Kaynaklara göre Tanzimat bağlamında bu yıkım şu şekillerde açıklanmaktadır:
1. Tanzimat'ın Bir "Aldatmaca" Olarak Görülmesi,
Eşref Edib, Tanzimat'ın millete bir ilerleme ve ıslahat vaadiyle sunulduğunu ancak hakikatte memleketin temel binasını, temel nizamını tahrip ettiğini savunur...
Yazara göre "Tanzimat" denilerek yapılanlar, milletin öz varlığına ve nizamına karşı bir saldırı niteliği taşımaktadır...
2. "Batılılaşma" ve Kültürel Tahribat,
Tanzimatçıların yürüttüğü "Avrupalılaşma” hareketleri, temel binanın tahribinde ana yöntem olarak görülür…
Müslüman Türk milletinin kendi topraklarındaki hükümranlığı sarsılmış, sosyal hayatı bozulmuştur…
Müslüman Türk toplumu, Hıristiyan toplumunun tesir ve nüfuzu altına sokulmuştur…
3. Siyasi ve Askeri Çöküşün Başlangıcı,
Yazar, temel binanın tahrip edilmesinin devleti kaçınılmaz bir iflasa sürüklediğini belirtir…
Bu Devleti zayıf düşürülmüş ve bu durum Moskof (Rus) ordularının İstanbul kapılarına dayanmasına yol açmıştır...
Tanzimat'la başlayan bu yıkıcı zihniyetin, daha sonra İttihatçılar tarafından devralınarak imparatorluğu yıkılışa sürüklediği ifade edilir…
4. Dini ve Milli Kimliğin Sarsılması,
"Temel binanın tahribi" ifadesi aynı zamanda İslamiyet’in bu topraklara vurduğu mühürlerin kazınması sürecinin ilk aşaması olarak değerlendirilir...
Tanzimat dönemindeki bu düzenlemeler, milleti öz varlığından, maneviyatından ve mukaddesatından uzaklaştıran sistemli bir suikastın başlangıcı olarak nitelenir...
Sonuç olarak, Eşref Edib için Tanzimat, Türkiye'nin son bir asırdan fazla süredir içinde bulunduğu "bozguncu zihniyetin" ilk büyük adımıdır ve bu dönemde yapılan reformlar devletin ve milletin esas temel binasının yıkılmasına neden olmuştur…
***
Eşref Edip’in Kara Kitap adlı eserinde Meşrutiyet devri, Türkiye'nin son bir asırlık "bozguncu zihniyet" tarihçesinin ikinci büyük halkası ve imparatorluğun fiilen yıkıma sürüklendiği kritik bir dönem olarak eleştirilir…
Yazarın "Tarihi Dönemlerin Eleştirisi" çerçevesinde Meşrutiyet'e bakışı şu temel noktalar üzerinde yoğunlaşır:
1. "Hürriyet" Maskesi Altında İstibdat,
Eşref Edip’e göre Meşrutiyet, millete "hürriyet, adalet ve müsavat (eşitlik)" vaatleriyle sunulmuş ancak uygulamada tam tersi bir sonuç doğurmuştur...
Yazar bu durumu "Meşrutiyet dediler; istibdat ve haydutluk, eşkıyalık çetesi kurdular" ifadesiyle özetler...
Ona göre bu dönem, hürriyet getirmek bir yana, en şiddetli baskı ve zulüm yöntemlerinin devreye sokulduğu bir devirdir…
2. İttihatçılar ve Masonik İdare,
Meşrutiyet'in ana aktörleri olan İttihatçılar, Tanzimatçılardan devraldıkları "bozguncu zihniyeti" sürdürmekle suçlanır...
Memleketi farmason localarından idare etmeye kalkışmışlardır…
Altı asırlık Osmanlı Devleti'nin reisini ve İslam halifesini, bir "İtalyan farmason Yahudisi" (Emanuel Karasu ) vasıtasıyla makamından uzaklaştırmışlardır…
Dini ve milli değerlere yabancı, masonik bir ideolojiyi devletin temellerine yerleştirmeye çalışmışlardır...
3. On Yılda Gelen İmparatorluğun yok olması, batması ve çöküşü Yazar, Meşrutiyet idaresinin ve İttihatçıların basiretsizliğinin bedelini çok ağır bir tarihi fatura olarak sunar...
Bu dönemdeki yıkımın hızı ve çapı şöyle vurgulanır:
Koskoca imparatorluk, İttihatçıların elinde on sene gibi kısa bir sürede inkıraza (yok oluşa) sürüklenmiş ve devletin temelleri yıkılmıştır…
Kıtalar elden çıkmış, vatan parçalanmış ve memleket perişan bir hale getirilmiştir...
Yazar, İttihatçıların vatanı ateşe atıp kaçtıklarını ve geride işgal ordularının Ankara’ya kadar gelmesine yol açan bir yıkıntı bıraktıklarını savunur…
4. Zihniyet Sürekliliği (Tanzimat'tan Cumhuriyet'e)
Eşref Edip için Meşrutiyet dönemi, bağımsız bir olay değil; Tanzimat'la başlayan ve Cumhuriyet (Halkçılar) devriyle devam eden bir "zincirleme suikastın" parçasıdır...
Ona göre Halkçılar, İttihatçılardan devraldıkları bu "sapık ve bozguncu zihniyeti" kalan son bir karış toprakta da sürdürerek milletin maneviyatına ve mukaddesatına saldırmaya devam etmişlerdir…
Sonuç olarak Kara Kitap'ta Meşrutiyet; hürriyet sloganlarıyla milletin aldatıldığı, masonik bir komite tarafından imparatorluğun temellerinin dinamitlendiği ve on yıl içinde koca bir devletin harabeye çevrildiği feci bir tarihi dönem olarak resmedilir...
***
Eşref Edip’in Kara Kitap adlı eserinde imparatorluğun çöküşü, Meşrutiyet devri ve bu devrin yürütücüsü olan İttihatçılarla doğrudan ilişkilendirilmektedir...
Yazara göre bu dönem, hürriyet vaatleriyle başlayıp on yıl gibi kısa bir sürede altı asırlık devletin temellerinin yıkıldığı feci bir süreci temsil eder…
1. "Hürriyet" Sloganı ve İnkırazın Başlangıcı,
Eser, Meşrutiyet’in millete "hürriyet, adalet ve müsavat" (eşitlik) sloganlarıyla sunulduğunu ancak hakikatte bir "istibdat ve eşkıyalık çetesi" kurularak devletin üzerine çullanıldığını savunur...
Yazara göre bu "hürriyet" maskesi, imparatorluğu parçalamaya yönelik sistemli bir planın ilk aşamasıdır…
2. İttihatçılar ve "Farmason Locaları" İdaresi,
Eşref Edip, İttihatçıların Tanzimatçılardan devraldıkları "bozguncu zihniyeti" sürdürdüklerini ve memleketi milli değerlerle değil, farmason localarından aldıkları talimatlarla idare etmeye kalkıştıklarını ifade eder...
Çöküş sürecinin en sembolik hadiselerinden biri olarak, 600 senelik devletin reisi ve İslam halifesinin, "bir İtalyan farmason Yahudisinin" (Emanuel Karasu) eliyle makamından uzaklaştırılmasını gösterir...
3. On Yılda Gelen Tarihi Yıkım,
Eserde imparatorluğun çöküşü, İttihatçı idaresinin on yılına sığan hızlı bir çöküş olarak betimlenir:
Devletin Temelleri: Üç kıtada hükümran olan altı asırlık Müslüman Türk Devleti, on sene gibi kısa bir sürede tarumar edilmiş ve devletin temelleri yıkılmıştır...
Toprak Kayıpları: Bu süreçte koca kıtalar elden çıkmış ve vatanın dörtte üçü kaybedilmiştir...
Vatanın Perişanlığı: İttihatçıların memleketi ateşe soktuktan sonra, "can çekişir bir halde terk ederek" kaçtıkları ve Yunan (Palikarya) ordularının Ankara’ya kadar gelmesine yol açtıkları savunulur…
4. Zihniyet Sürekliliği,
Eşref Edip için imparatorluğun çöküşü, sadece askeri veya siyasi bir başarısızlık değil; milletin ruhuna ve mukaddesatına aykırı bir zihniyetin doğal sonucudur…
Sonuç olarak Kara Kitap, Meşrutiyet dönemini ve İttihatçı idaresini, Türk milletinin bin yıllık tarihini ve medeniyetini on yıl içinde tasfiye eden bir "çöküş felaketi" olarak nitelendirir…
***
Eşref Edip’in Kara Kitap adlı eserinde Cumhuriyet (Halkçılar Devri), "maneviyata saldırı"nın en şiddetli ve sistemli şekilde yürütüldüğü dönem olarak tasvir edilir...
Yazar, bu devri Türk milletinin bin yıllık dini ve milli kimliğini yok etmeye yönelik bir "azgın küfür ve dalalet devri" olarak nitelendirir…
Bu dönemde maneviyata yönelik saldırılar şu temel eksenlerde gerçekleşmiştir:
1. Dini Müesseselerin ve Eğitimin Tasfiyesi,
Medreselerin Kapatılması: 40 bin din talebesinin bir anda sokağa dökülmesi ve dini müesseselerin kapılarına "kara ve kızıl kilitler" vurulması, tarihte eşi görülmemiş bir iğrençlik, kötülük ve alçaklık olarak tanımlanır...
Din Derslerinin Kaldırılması: Mekteplerden din derslerinin tamamen kaldırılmasıyla, "Allah ve Peygamber tanımayan derbeder bir nesil" yetiştirilmek istendiği iddia edilir…
Yazara göre bu, gençliğin istikbalini karanlıkta bırakan "caniyane bir suikasttır"…
2. İbadet ve sembollerin Tahrifi,
Maneviyata saldırının en doğrudan biçimi, İslam’ın sembollerine yapılan müdahaleler olarak anlatılır:
Ezan Yasağı: Arapça ezanın yasaklanması ve "Allahu Ekber" diyenlerin zindanlara atılması, "İslam’ın temeline bomba koymak" ve "milletin kalbine hançer saplamak" olarak nitelenir…
İbadetlerin Türkçeleştirilmesi: Namazlardaki Kur’an lisanının kaldırılıp yerine "uydurma dilin" getirilmesi teşebbüsleri, maneviyatı "maskara haline getirme" çabası olarak görülür...
3. Dini Eserlerin ve Mukaddesatın Tahribi,
Kitap Katliamı: İçinde Kur’an sureleri bulunan dini kitapların kamyonlarla toplanıp mezbeleliklerde yakılması ve "Kur’an’dan İktibaslar" gibi eserlerin ayaklar altında çiğnenmesi, dini neşriyata yönelik bir "katliam" olarak sunulur…
Camilerin Hüviyetini Kaybetmesi: Birçok caminin ahır, depo veya şarap deposu haline getirilmesi, Ayasofya’daki devasa hat levhalarının yerinden sökülüp toz toprak içinde bırakılması maneviyata yapılan ağır saldırılar arasında sayılır…
4. Alternatif "Ahlak Mezbahaları" Kurulması,
Eşref Edip, maneviyatın boşaltılan yerinin gayri-milli ve gayri-dini kurumlarla doldurulduğunu ileri sürer…
Köy Enstitüleri: Bu kurumlar "ahlak ve namus mezbahaları" ve "komünist yuvaları" olarak nitelenir… Burada yetişen nesillerin dini örf, adet ve maneviyattan uzaklaştırıldığı iddia edilir…
Halkevleri: Rusya'daki "Allahsızlık kulüplerinden" mülhem olduğu savunulan bu merkezlerin, halkın dini hislerini aşındırmak için kullanıldığı savunulur…
5. Laiklik "Maskesi" ve Zihniyet Sürekliliği
Yazara göre "laiklik" din ve vicdan hürriyeti bağdaşmayacak bir "din aleyhtarlığı" şeklinde uygulandığını belirtir...
Eserde bu durum, milletle idareciler arasındaki bağı koparan, milleti kendi vatanında "müstemleke halkı gibi zillet içinde" yaşamaya mahkûm eden sistemli bir operasyonun parçası olarak değerlendirilir…
6. Kültürel ve Dilsel Kopuş
"Uydurma dil" (dil devrimi) hareketi, bu sapık zihniyetin milleti mazisinden, tarihinden ve edebiyatından koparmak için uyguladığı bir "Bolşevik kundakçılığı" olarak görülür...
Yazara göre amaç, nesiller arası bağı kopararak milleti "müstemleke halkı gibi zillet içinde" yaşamaya mahkûm etmektir…
Sonuç olarak Kara Kitap, Halkçılar dönemindeki bu uygulamaları, kökü dışarıda (masonik veya Marksist) ve milletin ruh köküne yabancı bir "sapık ideolojinin" planlı bir şekilde hayata geçirilmesi olarak değerlendirir...
Yazar, bu zihniyet tamamen tasfiye edilmedikçe milletin gerçek din hürriyetine kavuşamayacağını savunur.
