KİTAP İNCELEMESİ
***
KİTAP ADI: İHYAU ULUMİ'D-DİN
KİTAP YAZARI: İMAM GAZALİ
***
İmam Gazali’nin İhya u ulum id din’ adlı eserinin yapısını
ve derin manevi içeriğini açıklayarak başlamaktadır…
Metin, Gazali’nin fıkıh eğitimi ve mevkii ile manevi
hayatına olan bağlılığı arasındaki içsel çekişmeyi anlatmakta, nihayetinde
şöhret ve makamdan kaçarak 11 yıllık bir inzivaya çekilme kararını
detaylandırmaktadır...
Zahirî fıkıh (hukuk bilimi) ile ahiret ilmi (kalp temizliği
ve tasavvuf) arasındaki ayrımı keskin bir şekilde vurgular, fıkıhçıları, dünya
menfaati peşinde koşmak ve sultanlarla düşüp kalkmak gibi büyük tehlikeleri göz
ardı etmekle eleştirir...
Ayrıca, halk arasında yaygın olan dinî kitapların kalite
eksikliğini ve imla hatalarını belirterek, ciddi eserlerin metotlu bir şekilde
okunması gerektiği tavsiyesinde bulunur…
İslami ilimlerin doğru anlaşılmasında aklın rolünü ve vahyin
esaslarını tartışan metin, gerçek hikmetin sadece içsel mücadele ve kalbin
arındırılması yoluyla elde edilebileceğini ileri sürer...
Son olarak, Kur’an ve sünnetteki benzetmeli ifadelerin
keyfiyetini Allah’a havale etme prensibini savunarak aşırı yoruma karşı
uyarır...
İmam Gazali’nin inzivası, şöhret arayışı yerine kalbin
hakikatine yönelmeyi, onun yaşadığı derin manevi dönüşüm ve tecrübeler yoluyla
öğretmiştir…
Bu inziva, kendisinin dünyevi makam ve şöhretin geçiciliğini
idrak etmesi ve kurtuluşun ancak samimiyet ve takvada olduğunu anlamasıyla
gerçekleşmiştir...
İmam Gazali’nin inzivası, kurtuluşun dış görünüşte, ünde,
makamda ve kuru bilgide değil, kalbin temizlenmesinde ve ihlâsta olduğunu
öğretmiştir…
O, yüzden hayatı
boyunca elde ettiği tecrübeleri, Sufilerin yolunun en doğru ve ahlâklarının en
güzel olduğunu kesin olarak anladı…
Özetle, inziva bir tür manevi filtredir…
Gazali’nin yaşadığı bu süreç, bir mıknatısın demir tozunu
çekip geriye sadece saf metali bırakması gibi, şöhret ve dünya sevgisi gibi
kalp hastalıklarını eleyip, geriye Allah'ın rızasını kazanmayı hedefleyen saf
niyeti bırakmıştır...
***
İhya u ulum id din’ adlı eserin bir bölümünde, namaz, zekât
ve hac gibi temel İslami ibadetlerin hem fıkhî hükümlerini hem de manevî
sırlarını kapsamlı şekilde ele almaktadır...
İbadetlerin ifasında Hanefî ve Şafiî mezhepleri arasındaki
farklı görüşlere yer vererek, imamet kuralları, namazda yapılan küçük işlerin
hükmü ve oruç niyeti gibi pratik detayları açıklamaktadır… Zekât bölümü, malı
istifleyenler için ciddi ikazlar içerirken, infak etmenin manevi hikmetlerini
ve fakirin minnettar olma yükümlülüğünü vurgular…
Ayrıca, Kur’an okumanın adabı ve derin anlam katmanlarının
önemi üzerinde durulmakta, sahabe döneminde mekruh görülüp camilerden men
edilmesi gibi kültürel-hukuki meselelere değinilmektedir…
Son olarak, zikrin faziletleri ve gece ibadetlerinin tertibi
gibi konularla müminleri taklitten kurtulup daha derin marifet (manevi bilgi)
yoluna girmeye teşvik etmektedir…
***
İslami ilim, irfan ve hikmetin temel eserlerinden biri
olarak takdim edilen İhya u ulum id din’ den alınmış olup, Müslümanların günlük
yaşantısındaki dinî ve ahlaki sorumluluklarını kapsamaktadır… Öncelikle
misafirperverlik, sofra adabı ve samimi dostluk ilişkilerinin hakları üzerine
yoğunlaşarak, bu sosyal etkileşimlerin dini dayanaklarını hadisler ve ulema
sözleri ışığında sunmaktadır...
Ayrıca, evliliğin kapsamlı faydaları ve kuralları (nesil
yetiştirme, nefsani arzuları kontrol etme gibi) detaylandırılarak, dindar ve
güzel ahlaklı bir eş seçmenin önemi kuvvetle vurgulanır…
Büyük bir bölümü ise helal kazanç, ticari ahlak ve şüpheli
işlerden kaçınma prensiplerine ayrılmış, karaborsacılık, hile ve rüşvet gibi
haram yollar sert bir dille eleştirilmiştir...
Ek olarak, inananlara zalim yöneticilerle ilişki kurmanın ve
onlardan hediye almanın manevi tehlikeleri konusunda dikkatli olmaları tavsiye
edilmekte, böylece dünyalık kaygının ahiret mutluluğuna engel olmaması
hedeflenmektedir...
Eser, yalnızca fıkhi fetvaları değil, aynı zamanda nefsin
temizlenmesi ve takvanın en üst mertebelerine ulaşılması için gereken incelikli
ahlaki kuralları açıklamaktadır…
***
Kitabın bu cildinde, İslami ilimlerin ve ahlakın farklı
yönlerini ele almaktadır…
Başlangıçta, müminlere eziyet etmenin cezası ve iyi
amellerin karşılığı gibi ahlaki konulara değinilir, ardından ölüm, cenaze adabı
ve kabir ziyaretinin gönül yumuşatma ve ibret alma yönünden önemi açıklanır…
Cildin önemli bir kısmı, ibadet huzuru için yalnızlığı
tercih etmek ile toplum içinde kalıp eziyetlere katlanmanın fazileti arasındaki
tartışmaya odaklanır ve her iki yaklaşımın dinî fayda ve risklerini ele alır…
Ayrıca, yolculuk adabı, sefer duaları ve mest üzerine mesh
gibi pratik fıkhi hükümlere yer verilirken, ulema arasındaki müziğin (semanı)
meşruiyeti hakkındaki görüş ayrılıkları tartışılmaktadır…
Son olarak, Müslümanlar için temel bir sorumluluk olan
"emri maruf ve nehyi-i münkir " (iyiliği emredip kötülükten
sakındırma) görevinin mertebeleri ve bu vazifenin zalim yöneticilere karşı bile
nasıl yerine getirileceği izah edilmektedir...
***
Bu kapsamlı dini ve ahlaki inceleme, bireyin manevi kemâle
ulaşma yolculuğunu ve içsel mücadelelerini merkezine almaktadır…
Eser, insanın hayvani arzuları (şehvet ve gazap kuvvetleri)
ile Melek’i özellikleri arasında konumlandığını belirterek, kurtuluşun ancak
ilim, hikmet ve tefekkür yoluyla nefsi terbiye etmekten geçtiğini açıklar…
Kalp, ilahi nurun indiği bir mekân olarak tanımlanır, ancak
günahlar kalbi "paslandırır" ve ilahi hakikatleri görmesini
engeller...
Kötü ahlakın (kin, haset, öfke) ve dilin afetlerinin (gıybet
ve boş konuşma) tehlikelerine geniş yer ayırırken, bunların şeytanın insan
üzerindeki en büyük hileleri olduğunu vurgular...
Sonuç olarak, bireyin güzel ahlâk geliştirerek ve bir
mürşidin rehberliğinde, nefsi disipline etme yoluyla dünya sevgisinden arınıp
Allah'a tam bir teslimiyetle yönelmesi gerektiği belirtilir…
***
Bu dini, temel olarak dünyevi arzulardan ve ihtiraslardan
uzak durmanın gerekliliğini işlemektedir... Kaynak, İslam peygamberi ve büyük
sahabetlerden gelen rivayetleri kullanarak mal sevgisinin, kibrin ve makam
düşkünlüğünün ruhani felaketlere yol açacağını anlatır…
Buna karşılık, tevazu, kanaat ve cömertlik gibi erdemler
övülmekte ve bunlar ahiret yolculuğunun yegâne azığı olarak sunulmaktadır…
Özellikle servetin değersizliği ve insana getirdiği
aldanmalar vurgulanır, zira dünya, sahibini helak eden süslü bir kadına
benzetilir…
Ayrıca, ibadetlerdeki gösteriş (riya) ve kendini beğenme
(ucube) gibi gizli tehlikelere karşı müminler uyarılır ve kurtuluşun ancak
samimiyetle (ihlâs) elde edilebileceği belirtilir…
***
İhya u ulum id Din eserinden alınan bu kapsamlı bilgi,
manevi hayatın temel taşlarından biri olan tövbenin zorunluluğu ve kalbi
günahların kirinden arındırmanın yolları üzerine odaklanmaktadır…
Bu dini esaslar, kurtuluş için gereken iki temel duyguyu,
yani ilahi rahmete karşı duyulan ümitle korku arasındaki hassas dengeyi, Kur’an
ve hadislerden örnekler vererek detaylıca açıklamaktadır…
Ayrıca bilgiler, kader ve irade gibi derin doğaüstü güçler
konusuna değinmekte, varoluşun tamamının Allah’ın yaratmasıyla gerçekleşen
sebep-sonuç zincirine dayandığını vurgulamaktadır...
Ruhsal iyileşmenin olmazsa olmazları olan sabır ve şükrün
hakikati üzerinde durulurken, kalbi körleştiren ve âlimleri dahi yoldan çıkaran
dünya sevgisinin tehlikelerine dikkat çekilmektedir…
Son olarak, kaynak; rızık konusunda tevekkülün gerçek
anlamını, mal biriktirmeden kanaat etmenin faziletini ve müminin her an sû-i
hâtime (kötü son) tehlikesinden sakınması gerektiğini öğütler…
***
Bu bilgiler, İslami tasavvuf edebiyatının önemli
eserlerinden birinin, özellikle de muhabbet, rıza, ünsiyet ve tefekkür gibi
manevi dereceleri konu alan kısımlarından alıntılar sunar…
Merkezi tema, bütün iyilik ve kudretin yegâne kaynağı olarak
yalnızca Allah sevgisinin esas olduğunu vurgularken, bu sevgi makamına
ulaşmanın ilahi kaza ve kadere tam bir teslimiyet (rıza) ile mümkün olduğunu
açıklar...
Eser, amellerin ve ibadetlerin kabulünde belirleyici olan
niyet ve ihlâsın önemini izah ederek, müminin daima nefsini muhasebe ve
murakabe etmesi gerektiğini detaylandırır…
Okuyucuyu, dünyanın fani olduğunu ve ilahi kudretin ispatı
olan yaratılış mucizeleri üzerine tefekkür etmeye teşvik eder...
Son olarak, ölümün kaçınılmazlığını hatırlatır ve Kıyamet
Günü’nün dehşetini ve Cennet’in ebedi mükafatlarını karşılaştırarak sürekli
manevi hazırlık yapmanın gerekliliğini ortaya koyar…
