KİTAP İNCELEMESİ
***
KİTAP ADI: TÜRK SORUNU (Ötüken'den Kimse Gelmedi)
KİTAP YAZARI: YAŞAR GÖREN
***
Türk Sorunu kitabı, Ötüken’de kuraklık dolaysıyla Türklerin
Orta Asya’dan göç edip etmediğini konu almaktadır…
Yazar kitabında “Ötüken'den Kimse Gelmedi"
iddiasındadır…
Dolaysıyla bu iddia, Türk ulusçuluğu ve Kemalist ideolojinin
tarihi tezleri üzerine eleştirel bir inceleme içermektedir...
Kitap, özellikle Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi gibi
resmi ideolojinin bilimsel temellerini sorgularken, bu tezlerin Atatürk ve Afet
İnan tarafından nasıl geliştirildiğini ve ırkçı uygulamalara yol açtığını
detaylandırmaktadır...
Ayrıca, Divan-ı Lügat-i Türk gibi önemli tarihi eserlerin
güvenilirliği ve Türk müziği ile yer adlarının Türkleştirilmesi gibi
asimilasyon politikaları da eleştirel bir bakış açısıyla incelenmektedir...
Yazar, bu eleştiriler aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin
kuruluş sürecindeki ve sonraki dönemdeki ulus inşası çabalarının bilim dışı ve
siyasi güdümlü olduğunu öne sürmektedir…
***
Kemalist rejimin, ırkçılığa dayalı bir Türk ulusu yaratma
çabaları, kültürü ve toplumsal yapıyı derinden ve kapsamlı bir şekilde
etkilemiştir...
Bu çabalar, mevcut Osmanlı İmparatorluğu'nu reddederek yeni
bir ulus-devlet inşa etme hedefiyle atılmış, Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil
Teorisi gibi ideolojik araçlarla desteklenmiştir...
Kemalist rejimin kimlik yaratma çabalarının kültürel
etkileri tarih ve Milli Kimliğin Yeniden Yazılması,
ulus-devletin ulusunu oluşturmak ve Avrupalıların
"Türkler bu coğrafyanın yerli halkı değil" tezine karşı durmak
amacıyla Türk Tarih Tezini oluşturmuştur…
Bu tez uyarınca tarih, Türk ve Türkçe kelimeleri her belgeye
ve söyleme özenle monte edilerek geriye dönük olarak tahrif edilmiştir…
Antik Uygarlıkların Türkleştirilmesi, Türklerin 5 bin yıllık
çok eski bir ulus olduğu iddia edilmiş, ve dünya uygarlığının neredeyse
tamamının Orta Asya'da başladığı savunulmuştur...
Anadolu'daki Hititlerin, İtalya'daki Etrüsklerin ve
Mezopotamya'daki Sümerlerin Türk olduğu öne sürülmüştür…
Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı, "Türklüğü
şüpheli" olarak değerlendirilmiş ve yok sayma çalışmaları yürütülmüştür…
Örneğin, Moğol korkusuyla Anadolu'ya gelen Salcık boyları,
850 sene sonra Selçuk Türkleri veya Oğuz Türkleri olarak yeniden
tanımlanmıştır…
Türklerin çıkış efsanesi olarak anlatılan Ergenekon
efsanesi, aslında Moğol kabilelerine ait bir destan olmasına rağmen, Yakup
Kadri Karaosmanoğlu tarafından uydurularak Türklere ait gibi gösterilmiştir…
Türk Dil Kurumu (TDK) eliyle yeni bir dil (Türkçe)
oluşturulmaya çalışılmış, çünkü kaynaklara göre o dönemde ortada henüz
"Türkçe" diye bir dil yoktu…
Atatürk'ün desteklediği ve bizzat geliştirdiği Güneş Dil
Teorisi, tüm dünya dillerinin Türkçe ‘den türediği iddiasına dayanıyordu…
Bu teorinin amacı, Batı karşısında aşağılanmış hisseden Türk
milletine özgüven aşılamak ve Avrupa merkezci tarih teorileriyle hesaplaşmak
olarak görülmüştür, ancak aynı zamanda kıyıcı ve zalim bir ırkçılığın
göstergesiydi…
Kelime Tahrifatı ve Uydurmacılıkla Arapça ve Farsça
kelimelerden kurtulma çabası sırasında, kelimelerin Türkçe olduğu
yakıştırmalarla kanıtlanmaya çalışılmıştır...
TDK üyeleri bile yeni terimlerin "uydurulduğunu"
itiraf etmiştir...
Kelimeler, kökenlerinin Türkçe olduğunu ispatlamak için
fonetik olarak değiştirilmiş ve uydurulmuştur…
Örneğin, "Amerika" kelimesinin Yakut dilindeki
"emerik"ten geldiği fantezisi gibi...
Kemalist rejim, asimilasyon politikasıyla kültürel
çeşitliliği ortadan kaldırmayı hedeflemiştir...
1940'larda resmileşen süreçle, "yabancı dil ve
köklerden gelen" coğrafi yer adları ve yerleşim birimlerinin adları
değiştirilmiş ve Türkleştirilmiştir...
Bu isim katliamının tek amacı, azınlıkları yok etmek ve bu
toprakların geçmişini silmekti…
Örneğin, İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir kurul 21 yılda
yaklaşık 28.000 yerleşim adını değiştirmiştir… Değiştirilen isimler arasında
Arapça, Farsça, Ermenice, Kürtçe, Gürcüce, Tatarca ve Lazca köy isimleri
bulunuyordu…
Örneğin Rize'nin eski adı "Atina" olan ilçesi
"Pazar" olarak değiştirilmiş...
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yüzlerce Kürtçe yerleşim birimi
adı değiştirilmiştir…
Örneğin, Adıyaman'ın eski adı Semsur, Ağrı'nın eski adı
Agıri...
Antropolojik Çalışmalar ve Irkçılık (Kafatası Ölçümü) kimlik
yaratma çabaları, bilimsellikten uzak, ırkçı bir boyuta ulaşmıştır…
"Saf Türk ırkının kafatasını tespit etme"
amacıyla, Anadolu'nun çeşitli yerlerindeki mezarlar açılmış ve kafatasları
ölçülmüştür...
Afet İnan'ın yürüttüğü bu çalışmalar sonucunda 64 binden
fazla kafatası toplanmıştır…
Mimar Sinan'ın kafatası dahi ölçülerek (hiper-brakisefal,
89-90) onun Türk olduğu "kanıtlanmaya" çalışılmıştır…
Kemalist rejim, yerli Türk musikisini yasaklayıp Batı
müziğini teşvik ederken, halk müziğini de ulusal kimliğe uygun hale getirmeye
çalışmıştır...
Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Türk musikisi (Klasik Türk
Müziği) radyo yayınlarında yasaklanmıştır, zira Ziya Gökalp bu müziği
"Ermeni ve Rum müziği" olarak görmekteydi…
Muzaffer Sarısözen önderliğindeki çalışmalarla halk müziği
alanı denetim altına alınmıştır…
Aslı Rumca, Ermenice, Kürtçe, Arapça, Lazca veya Gürcüce
olan türkülere "Türkçe" sözler yazılmış ve güfteler
Türkleştirilmiştir...
Bu çalışmaların amacı, ulus bütünlüğünü ve tek duyguyu
yaratmak amacıyla açıklanmıştır...
Örnek olarak, Ermeni halk ozanı Sayat Nova'ya ait
"Kamança" şarkısının üzerine "Çırpınırdın Karadeniz"
sözleri yazılmıştır...
Sonuç olarak, Kemalist rejimin Türk kimliği yaratma
çabaları, kültürü, dili, tarihi ve hatta coğrafi isimleri, var olan çok
katmanlı yapıyı reddeden, zorla tek tipleştirme ve asimilasyon politikalarıyla
dönüştürmüştür...
Bu çabalar, kaynağa göre, ulusal birliği sağlamak adına
yalanlar, uydurmalar ve bilimsel ırkçılık üzerine kurulmuştur…
.jpg)