KİTAP İNCELEMESİ
***
KİTAP ADI: ENVER VE MUSTAFA KEMAL'İN KİTABI (1908-1938)-2.CİLT
KİTAP YAZARI: YAŞAR GÖREN
***
Yaşar Gören, 1950 yılında Bulgaristan’ın Silistre kentinde doğdu...
Aynı yıl ailesiyle Türkiye’ye geldi...
1976 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu…
Sırasıyla Anka Ajansı, Demokrat, Yeni Ulus, Günaydın, Bugün, Sabah ve Star gazetelerinde çalıştı... Parlamento muhabirliği, istihbarat şefliği, haber müdürlüğü, yazı işleri müdürlüğü, editörlük ve redaktör lük yaptı...
1980 yılı öncesinde Demokrat gazetesinde istihbarat şefi iken Tarsus ve Çorum katliamlarını, Fatsa ve Aybastı nokta operasyonlarını izledi, 12 Eylül askeri darbesi sırasında, saat 02.00’de tanklar Ankara caddelerinde mevzilenirken haberci olarak oradaydı…
1980 yılında Ga zeteciler Sendikası Ankara Şube Başkanı oldu...
1983 yılında Yeni Ulus gazetesinde parlamento muhabiri, ardından istihbarat şefi oldu…
Yaşar Gören Sürekli basın kartı sahibidir…
***
Yazara göre, Mustafa Kemal'in doğum tarihini tam olarak çözülememiş bir "muamma" olarak nitelendirir ve bu konuyu daha geniş bir "Kişisel Bilgiler ve Gizemler" çerçevesinde ele alır…
Kaynaklar, Mustafa Kemal’in doğum yılına dair üç farklı tarihin (1880, 1881, 1882) nasıl ortaya çıktığını şu verilerle açıklar:
1880 Tarihi: Bu tarihin ana kaynağı Harp Okulu giriş kayıtlarıdır…
Bu kayıtlarda doğum tarihi Rumi 1296 olarak yazılıdır…
Rumi takvimi Miladi takvime çevirmek için kullanılan standart yöntemle (584 ekleyerek) 1880 yılına ulaşılır…
Bazı okul kitaplarında ve basılan posta pullarında da doğum yılı 1880 olarak gösterilmiştir…
1881 Tarihi: Rumi 1296 yılı, Miladi takvimde 13 Mart 1880 ile 12 Mart 1881 arasındaki 365 günlük dönemi kapsar…
Eğer doğum tarihi Ocak-Şubat aylarındaki zemheri (kara kış) dönemine denk geliyorsa, yıl Miladi olarak 1881 olur…
Tarihçi Şevket Süreyya Aydemir, kesin bir tarih vererek "4 Ocak 1881" ifadesini kullanmıştır…
1882 Tarihi: Bu tarih, Alman Dışişleri Bakanlığı arşivindeki bir belgeye dayanmaktadır…
24 Aralık 1917 tarihli bir belgede, Şehzade Vahdettin'e eşlik eden delegasyon listesinde Mustafa Kemal Paşa için "1882 Selanik doğumlu general" bilgisi yer almaktadır…
Tanıklıklar ve Çelişkiler: Tarihçi Faik Reşit Unat'ın Selanik'teki komşularla yaptığı görüşmeler çelişkilidir; bazıları bahar mevsiminde (1880'e işaret eder), bazıları ise zemheride (1881'e işaret eder) doğduğunu söylemiştir…
Mustafa Kemal'in kendisi, "Annemden işittiğime göre, bir bahar mevsiminde doğmuşum" derken; kız kardeşi Makbule Atadan, annesinin "Mustafa, fırtınalı bir gecede doğdu" dediğini nakleder…
Doğum tarihindeki bu belirsizlik, kaynaklara göre Mustafa Kemal hakkındaki pek çok "resmi yalan" ve gizemden sadece biridir…
***
Kaynaklarda yer alan diğer bazı kişisel sırlar ve iddialar şunlardır:
Resmi Literatürde Olmayan İngiltere Ziyareti: Resmi tarihin aksine, Mustafa Kemal'in 1913 sonunda İngiltere'ye gittiği ve İngiliz istihbaratından (MI6) Aubrey Herbert'in evinde misafir edildiği iddia edilir…
Gizli Cemiyet Üyeliği: Mustafa Kemal'in 322 numaralı İttihat ve Terakki üyesi olduğu ve Emmanuel Karasu'nun öncülük ettiği mason localarına girdiği belirtilir…
Kişisel Korkular ve Alışkanlıklar: Cumhurbaşkanı olduktan sonra hiç yurt dışına çıkmadığı, uçaktan ve zehirlenmekten korktuğu iddia edilir…
Yemeklerini tatması için Muhammed Mouhi adında Afrikalı bir çeşnicibaşısı olduğu öne sürülür…
Sağlık Durumu: 1918 yılında böbrek rahatsızlığı nedeniyle Viyana ve Karlsbad'da tedavi gördüğü, bazı yaygın kanaatlere göre bu rahatsızlığın aslında frengi (belsoğukluğu) olduğu iddia edilir…
Zenginlik ve Finansal Gizemler: 1922-1938 yılları arasında Türkiye'nin en zengin adamı olduğu ve Hint Müslümanlarından gelen yardım paralarının (yaklaşık 106.400 İngiliz lirası) bir kısmını kişisel hesabında tutup İş Bankası'nın kuruluşunda kullandığı ileri sürülür…
Yıldız Sarayı Yağması: 1909 yılında Hareket Ordusu'nun Yıldız Sarayı'nı yağmaladığı ve 1919 tarihli bir rapora göre Mustafa Kemal'in bu yağmadan "elmaslı ve inci gerdanlık" aldığı iddia edilir…
Kaynakların yazarı, bu bilgilerin "ezberciler" tarafından kabul edilemeyeceğini, ancak "gerçek bir tarih anlayışı" için bu gizemlerin üzerine gidilmesi gerektiğini savunur…
***
Kaynaklarda "322 Numaralı İttihatçı" ifadesi, Mustafa Kemal'in İttihat ve Terakki Cemiyeti'ndeki gizli üyelik numarasına atıf yapmak için kullanılır ve bu bilgi "Kişisel Bilgiler ve Gizemler" bağlamında önemli bir yer tutar…
322 Numaralı İttihatçı: Üyelik ve Rolü:
Kaynaklara göre Mustafa Kemal’in İttihat ve Terakki Cemiyetine girişi ve konumu şu detaylarla açıklanmaktadır:
Üyelik Tarihi ve Yeri: Mustafa Kemal, 29 Ekim 1907 tarihinde Hakkı Baha Pars'ın Selanik'teki evinde yemin ederek cemiyete üye olmuştur…
Üyelik numarası 322'dir…
Cemiyete Giriş Kanalı: Cemiyete girişinin, Manastır Kolordusu'nda görevli İsmail Hakkı Bey aracılığıyla olduğu belirtilir…
Sıradan Bir Üye Değil: Kaynaklar, Mustafa Kemal'in sıradan bir üye değil, cemiyetin önde gelen bir yöneticisi ve hatta "genel merkez üyesi" olduğunu ileri sürer…
1908'de Trablusgarp'a (Libya) cemiyetin "siyasi komiseri" olarak gönderilmesi bu teze delil olarak sunulur…
Masonluk Bağlantısı: Mustafa Kemal'in, cemiyete girdiği dönemde arkadaşı Ali Fethi Okyar'ın tavsiyesiyle Emmanuel Karasu'nun (Carasso) başında bulunduğu mason locasına da girdiği iddia edilir…
İngiliz İş Birliği İddiası: Kaynaklar, Mustafa Kemal'in 1918'de Filistin cephesinde İngiliz General Allenby ile haberleştiğini, ordusunu bırakıp kaçarak İngilizlerin zaferine zemin hazırladığını ve İstanbul'a döndüğünde İngilizlere "vali olarak çalışma" veya onların kontrolünde bir ordu kurma teklifi sunduğunu iddia eder
Yazar, tüm bu bilgilerin "ezberleri bozmak" ve yakın tarihin gerçek yüzünü ortaya çıkarmak amacıyla kitapta yer aldığını vurgular…
***
Bu iddialar, Atatürk'ün askeri kariyerinden siyasi hamlelerine ve finansal durumuna kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır…
1. Askeri ve Stratejik İddialar (Filistin ve Samsun)
Kaynaklar, Mustafa Kemal'in askeri dehasına ve Kurtuluş Savaşı'ndaki rolüne dair yaygın anlatılara ağır eleştiriler ve iddialar getirmektedir:
Filistin Cephesi İhaneti: Mustafa Kemal'in 1918 yılında Filistin cephesinde ordusuyla birlikte savaş alanından kaçtığı, bu eylemin 8. ve 4. orduların yok olmasına ve Osmanlı İmparatorluğu'nun teslim olmasına yol açan bir "ihanet" olduğu iddia edilir…
Hatta İngiliz General Allenby ile haberleştiği ve İngiliz zaferine zemin hazırladığı öne sürülür…
Samsun'a Çıkış Amacı: Mustafa Kemal'in Samsun'a bir kurtuluş savaşı başlatmak için değil, aksine İngiliz işgalcilerin mütareke şartlarını yerine getirmelerine yardım etmek ve Müslüman-Türk direniş çetelerini etkisiz hale getirmek amacıyla gönderildiği iddia edilir…
Kaynaklar, bu yolculuğun Padişah ve İngilizlerin onayıyla gerçekleştirilen bir "devlet operasyonu" olduğunu savunur…
Batum'un Rusya'ya "Satılması": Mustafa Kemal'in, Ankara'daki Meclis'in açılmasından hemen sonra Lenin'e mektup yazarak, Batum'u 10 milyon altın ruble karşılığında Ruslara devrettiği iddia edilir…
2. Dış Bağlantılar ve İş Birliği İddiaları
Atatürk'ün İngiltere ve diğer büyük güçlerle olan ilişkileri, "gizli iş birliği" çerçevesinde sunulmaktadır:
Resmi Kayıtlarda Olmayan İngiltere Ziyareti: Mustafa Kemal'in 1913 yılı sonunda İngiltere'ye gittiği ve İngiliz dış istihbarat örgütü MI6'nın patronu Aubrey Herbert'in evinde misafir edildiği iddia edilir…
İngiliz Valisi Olma Teklifi: İstanbul'un işgalinden sonra Mustafa Kemal'in, İngiliz gazeteci G. Ward Price aracılığıyla İngiliz yetkililere Anadolu'da bir "vali" olarak çalışmaya veya onların kontrolünde bir ordu kurmaya hazır olduğu teklifini sunduğu öne sürülür…
İngiliz İstihbaratıyla İlişkiler: Kurtuluş mücadelesi boyunca İngiliz istihbarat subayı Albay Rawlinson ve diğer İngiliz subaylarıyla sürekli temas halinde olduğu, hatta Rawlinson'u kendi kürsüsünde dinlettirdiği iddia edilir…
3. Siyasi Cinayetler ve Katliamlar
Kaynaklarda, Mustafa Kemal döneminde otoritesini sağlamlaştırmak amacıyla işlendiği iddia edilen bir dizi siyasi cinayet ve katliam listelenmektedir:
Siyasi Cinayetler: TKP lideri Mustafa Suphi ve arkadaşlarının Karadeniz'de öldürülmesi…
Hintli murahhas Mustafa Sagir'in idamı…
Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey'in boğularak öldürülmesi…
Ve Latife Hanım'ın kardeşi Münci Bey'in ölümü gibi olayların arkasında Mustafa Kemal'in veya en yakın adamlarının (Topal Osman, Recep Zühdü vb.) olduğu iddia edilir…
Konya Katliamları: Mustafa Kemal'in askerlerinin Konya'da Padişah yanlısı 6.529 Müslüman'ı asarak katlettiği öne sürülür…
Ayrıca Şapka Kanunu'na muhalefet ettikleri gerekçesiyle çok sayıda kişinin idam edildiği belirtilir…
***
Yaşar Gören, "resmi tarihin kurgulanmış yalanları" olarak tanımladığı bir perspektifle yeniden yorumlamaktadır...
Bu iddialara ait yorumların amacı, Osmanlı İmparatorluğu'nun içeriden yıkılması ve İngiliz çıkarlarıyla uyumlu bir yeni düzenin kurulması oluşturmaktadır…
1. Askeri Olaylar ve "Bozgun" İddiaları
Kaynaklar, Mustafa Kemal'in askeri kariyerindeki önemli dönüm noktalarını birer başarısızlık veya kasıtlı "ihanet" olarak nitelendirir:
Filistin Cephesi ve Megiddo (1918): Kitabın en merkezi iddialarından biri, Filistin cephesindeki yenilginin temel sorumlusunun 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal olduğudur…
Kaynak, Mustafa Kemal'in 18 Eylül 1918'de üst makamlara haber vermeden ordusuyla birlikte cepheden kaçtığını, bu durumun 8. ve 4. orduların yok edilmesine ve 75 bin askerin esir düşmesine yol açtığını ileri sürer…
Bu bozgun, Mondros Mütarekesi'ne giden süreci başlatan ana etken olarak sunulur…
Yıldız Sarayı Yağması (1909): 31 Mart Vakası sonrası İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nun (kurmay başkanı Mustafa Kemal'dir) Yıldız Sarayı'nı yağmaladığı ve Mustafa Kemal'in bu yağmadan "elmaslı ve inci gerdanlık" aldığı iddia edilir…
Bolayır Muharebesi (1913): Balkan Harbi sırasında yaşanan Bolayır yenilgisinin, Enver Paşa'yı zor duruma düşürmek için Mustafa Kemal tarafından yeterince gayret gösterilmemesi sonucu yaşandığı savunulur…
2. Siyasi Olaylar ve "Paralel Hükümet" Kurulması
Milli Mücadele dönemi, kaynaklarda bir "kurtuluş savaşı" değil, Osmanlı Devleti'ne karşı bir "Anadolu İhtilalı" veya "isyanı" olarak tanımlanmaktadır…
Samsun'a Çıkış ve İngiliz İş Birliği: Mustafa Kemal'in Samsun'a bir direniş başlatmak için değil, İngilizlerin isteği ve Padişah'ın onayıyla "asayişi sağlamak" ve Müslüman çeteleri etkisiz hale getirmek için gönderildiği iddia edilir…
Kaynaklar, Mustafa Kemal'in bu dönemde İngiliz subaylarıyla (Hurst, Rawlinson vb.) sürekli temas halinde olduğunu ve onlara "İngiliz kontrolünde bir Türk ordusu kurma" veya "İngiliz valisi olarak çalışma" teklifleri sunduğunu öne sürer…
Amasya Tamimi ve Kongreler: Amasya Tamimi, İstanbul hükümetini işlevsiz ilan eden bir "ihanet bildirisi" olarak görülür…
Erzurum ve Sivas kongrelerinin ise aslında İngiliz istihbarat subayı Albay Rawlinson'un gözetiminde ve yönlendirmesiyle gerçekleştiği, amacın Padişah ile halkın bağını koparmak olduğu savunulur…
Saltanat ve Hilafetin Kaldırılması: Bu siyasi hamleler, İngilizlerin Müslüman dünyasını başsız bırakma planının bir parçası olarak değerlendirilir…
Mustafa Kemal'in başlangıçta bu kurumlara sadık görünerek halkı ve Meclis'i kandırdığı iddia edilir…
3. İç Çatışmalar ve Siyasi Cinayetler:
Otoritenin pekiştirilmesi sürecinde yaşanan olaylar "cinayetler tarihi" başlığı altında toplanmıştır:
Konya Katliamı: 1919-1921 yılları arasında Konya'da Padişah yanlısı halk ile "Millici" askerler arasında bir iç savaş yaşandığı, Mustafa Kemal'in talimatıyla 6 bin 529 Konyalı sivilin asılarak katledildiği ileri sürülür…
Tasfiyeler ve Suikastlar: TKP lideri Mustafa Suphi ve arkadaşlarının Karadeniz'de öldürülmesi, muhalif milletvekili Ali Şükrü Bey'in Topal Osman tarafından boğdurulması ve Çerkez Ethem ile Yeşil Ordu'nun tasfiyesi, Mustafa Kemal'in rakiplerini yok etme stratejisinin parçaları olarak anlatılır…
Özetle kaynaklar, 1908-1938 arasını; Mustafa Kemal ve arkadaşlarının İngiliz aklıyla hareket ederek, Osmanlı İmparatorluğu'nu içeriden yıktığı, muhaliflerini kanlı yöntemlerle susturduğu ve bu süreçte büyük bir kişisel servet edindiği bir dönem olarak tasvir etmektedir…
***
İstanbul'un Havadan Bombalanması (1918)
Saldırıların Sayısı ve Zamanı: İngiliz uçakları, Limni Adası’ndan veya uçak gemilerinden havalanarak Mart ile Ekim 1918 ayları arasında İstanbul’u toplam 13 kez bombalamıştır…
Stratejik Amaç: Bu saldırıların temel amacı, Osmanlı İmparatorluğu'nu teslim olmaya zorlamaktır…
Başlıca Hedefler: 9 Temmuz, 23 Temmuz, 20-21-26-28 Ağustos ve 18 Ekim gibi tarihlerde gerçekleşen saldırılarda; Zeytinburnu silah fabrikası, Haydarpaşa İstasyonu, Selimiye Kışlası, Tersane, Galata Köprüsü ve Bahriye Nezareti gibi askeri ve lojistik noktaların yanı sıra Beyazıt, Fatih, Üsküdar ve Eminönü gibi sivil bölgeler bombalanmıştır…
En Şiddetli Saldırı (18 Ekim 1918): Mütarekeden hemen önce gerçekleşen bu saldırı, en büyük can kaybına yol açmıştır…
Mahmutpaşa pazarı civarına düşen bombalar nedeniyle yaklaşık 70 kişi ölmüş, 200'den fazla kişi yaralanmıştır…
Sansür ve Tarih Yazımı İddiası: Kaynak, bu bombalamaların "Kemalist tarihçiler" tarafından, İngilizlerle olan "dostluk" ilişkisine zarar vermemesi için tarihten çıkarıldığını veya örtbas edildiğini iddia etmektedir…
İstanbul'un bombalanması, kaynaklarda Osmanlı'nın tamamen teslim alınması ve topraklarının paylaşılması sürecinin bir parçası olarak görülür:
Mondros ve Fiili İşgal: Bombalamaların ardından imzalanan Mondros Mütarekesi ile İstanbul, 13 Kasım 1918'de İngiliz ve Fransızlar tarafından fiilen işgal edilmiştir…
Anadolu'nun İşgali: Kaynaklar, İngilizlerin sadece İstanbul'u değil; Ankara (Aralık 1918), Samsun (Mart 1919), Erzurum (Nisan 1919) gibi şehirleri de işgal ettiğini vurgular…
"Müşterek İşgal" İddiası: Kaynakların en çarpıcı iddialarından biri, 19 Ekim 1922'den itibaren İstanbul'da "codominum" (ortak hâkimiyet) döneminin başladığıdır...
Bu teze göre, Refet Paşa ve Türk birlikleri İstanbul'a girmiş ancak İngilizlerle çatışmak yerine şehri bir yıl boyunca onlarla birlikte ortak işgal altında tutmuşlardır…
İngiliz Stratejisi ve Mustafa Kemal: Yazar Yaşar Gören, İngilizlerin İstanbul'u bombalayarak ve ardından Meclis-i Mebusan'ı dağıtarak Mustafa Kemal'e Anadolu'da bir "koz" verdiğini savunur…
Bu bakış açısına göre işgaller, Padişah ile halkın bağını koparmak ve Mustafa Kemal liderliğinde, İngiliz çıkarlarıyla uyumlu yeni bir düzen kurmak için birer araç olarak kullanılmıştır…
Özetle kaynaklar, İstanbul'un bombalanmasını Osmanlı'yı dize getiren kanlı bir süreç olarak tanımlarken; işgalleri ise İngiliz aklıyla kurgulanan ve imparatorluğun içten yıkılmasına zemin hazırlayan bir "devlet operasyonu" olarak nitelendirmektedir…
***
Kaynaklar, Ankara’nın Milli Mücadele dönemindeki durumuna dair resmi tarihin dışında kalan iddialar öne sürmekte ve şehrin uzun süre İngiliz ve Fransız işgali altında kaldığını savunmaktadır…
Kaynaklara göre Ankara, Mustafa Kemal Paşa’nın şehre gelişinden tam bir yıl önce fiilen işgal edilmiştir…
Ankara’nın İşgali (Aralık 1918)
İşgalin Başlangıcı: 1918 yılının Aralık ayı başında (2 veya 3 Aralık), İstanbul’dan trenle gelen iki bölük İngiliz askeri Ankara tren istasyonunu işgal etmiştir…
İngiliz Birlikleri ve Komutan: Ankara’daki İngiliz birliğinin başında, İzmirli levanten bir aileden gelen ve çok iyi Türkçe bilen Yüzbaşı Witthall bulunmaktaydı…
Mustafa Kemal’in Ankara’ya Gelişi ve "Ortak İşgal" İddiası:
Kaynakların en dikkat çekici iddiası, Mustafa Kemal’in Ankara’ya geldiği 27 Aralık 1919 tarihinde şehrin hâlâ işgal altında olduğudur:
Zamanlama: Mustafa Kemal Ankara’ya geldiğinde şehir tam 13 aydır düşman işgalindeydi…
Paşa, Ankara’ya geldikten sonra da işgal yaklaşık 2,5 ay daha devam etmiştir…
Çatışmasızlık ve İş Birliği: Kaynaklar, Mustafa Kemal’in emrindeki 20. Kolordu (Ali Fuat Paşa komutasındaki) ile İngiliz askerleri arasında hiçbir çatışma çıkmadığını, aksine askerlerin sokaklarda beraberce devriye gezdiğini iddia eder…
Bu durum "müşterek işgal" veya "ortak hâkimiyet" olarak nitelendirilmektedir…
Ticari İlişkiler: Ankara’daki İngiliz subaylarının, özellikle Yüzbaşı Witthall’ın, yerel halktan tiftik (keçi yünü) toplayıp İngiltere’ye göndererek ticaret yaptıkları ve Ali Fuat Paşa’nın buna müdahale etmediği öne sürülür…
İşgallerin Geniş Bağlamı
Ankara’nın işgali, kaynaklarda İngilizlerin Anadolu’yu kontrol altına alma stratejisinin bir parçası olarak sunulur:
Diğer Şehirlerle Bağlantı: İngilizler sadece Ankara’yı değil; İstanbul (Kasım 1918), Çanakkale (Kasım 1918), Eskişehir (Aralık 1918), Samsun (Mart 1919) ve Erzurum’u (Nisan 1919) da işgal etmiştir…
İngiliz Planı: Yazar Yaşar Gören’e göre İngilizler, Mustafa Kemal’in Ankara’ya yerleşmesine ve burada bir ordu kurmasına izin vermiştir...
Bunun sebebi, Mustafa Kemal’i "kendi generalleri" olarak görmeleri ve onun aracılığıyla Osmanlı İmparatorluğu’nu ve Hilafeti içeriden tasfiye etmeyi planlamalarıdır…
İşgalin Sona Ermesi: Ankara’daki İngiliz işgali, Meclis’in açılışından kısa bir süre önce, 11 Mart 1920 tarihinde İngiliz birliklerinin şehirden ayrılmasıyla son bulmuştur
Özetle kaynaklar, Ankara’nın işgal altında olmadığına dair anlatıları "resmi tarihin bir yalanı" olarak nitelemekte; şehrin aslında uzun süre İngiliz denetiminde kaldığını ve Milli Mücadele kadrosunun bu güçlerle uyum içinde çalıştığını savunmaktadır…
***
Samsun'a Çıkışın Perde Arkası
Kaynaklar, 19 Mayıs 1919 olayını şu detaylarla yeniden kurgular:
İngiliz İşgali Altındaki Samsun: Mustafa Kemal Samsun'a ayak bastığında, şehir aslında 9 Mart 1919'dan beri İngiliz işgali altındaydı…
Limanda bir İngiliz muhribi beklemekte ve şehirde Yüzbaşı Hurst komutasında Hintli-İngiliz askerlerinden oluşan bir birlik bulunmaktaydı…
Gidiş Amacı ve Calthorpe Notası: Mustafa Kemal'in Samsun'a bir kurtuluş savaşı başlatmak için değil, İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe’un 21 Nisan 1919'da verdiği nota üzerine gönderildiği iddia edilir…
Bu notada İngilizler bölgedeki ordunun terhis edilmemesinden ve Türk şuralarının silah toplamasından şikayet etmiştir…
Mustafa Kemal'in resmi görevi, bu Müslüman-Türk çetelerini etkisiz hale getirmek ve mütareke şartlarını yerine getirmektir…
Bandırma Vapuru ve İngiliz Vizesi: "Çürük gemi ve gizli yolculuk" anlatısının aksine; Bandırma Vapuru'nun 65 metre boyunda, sağlam bir gemi olduğu, yolculuğun İngiliz istihbarat subayı Bennett’ten alınan resmi vizeyle yapıldığı belirtilir…
Hatta bir iddiaya göre gemiye İngiliz savaş gemileri eşlik etmiş ve gemi önce halkın ateş açtığı İnebolu ve Sinop'a uğradıktan sonra İngiliz kontrolündeki Samsun'u seçmiştir…
Maddi Destek: Padişah Vahideddin'in Mustafa Kemal'e bu görev için 25 bin (veya 40 bin) altın verdiği, ayrıca heyetin 3 aylık maaşının peşin ödendiği ve bir makam otomobili tahsis edildiği ifade edilir…
Gönülsüz Gidiş İddiası: Kaynaklara göre Mustafa Kemal Anadolu'ya isteyerek gitmemiş; asıl amacı İstanbul'da kalarak Harbiye Nazırı olmak veya Sabiha Sultan ile evlenmektir…
Samsun'a gidişini Nutuk'ta bile bir "uzaklaştırma ve sürgün” olarak tanımladığı hatırlatılır…
Düşmanla Temas ve Uyum: Mustafa Kemal'in Samsun'a vardığında işgalci İngiliz subaylarıyla (Yüzbaşı Hurst, Yüzbaşı Solter) görüştüğü ve onlarla Türk-Rum çetelere karşı alınacak tedbirleri tartıştığı öne sürülür…
İngiliz subayı Hurst, İstanbul'a gönderdiği raporda "bahsettiğiniz Osmanlı subayları geldi" diyerek bu uyumu teyit etmiştir…
İngiliz Planı ve Mustafa Kemal: Yazar Yaşar Gören'e göre İngilizler, Mustafa Kemal'i Osmanlı İmparatorluğu'nu ve Hilafeti içeriden tasfiye etmek için bir "koç başı" olarak kullanmıştır…
Yunan İşgalinin Rolü: İzmir'in Yunanlar tarafından işgal edilmesinin, halkı ve orduyu Padişah'tan koparmak için Mustafa Kemal'e verilmiş "ikinci büyük koz" olduğu ileri sürülür…
Kaynaklara göre gerçek hedef İngiliz işgalinden kurtulmak değil, İngilizlerin onayıyla yeni bir rejim kurmaktır…
Sonuç olarak kaynaklar, Samsun'a çıkışı "resmi tarihin kurgulanmış bir yalanı" olarak nitelemekte; bu olayın aslında İngiliz işgal kuvvetleri, Saray ve Mustafa Kemal arasındaki örtülü bir mutabakatla gerçekleştiğini savunmaktadır…
***
Siyasi Cinayetler (1920-1938)
Kaynaklarda, Mustafa Kemal döneminde işlendiği iddia edilen ve "resmi tarihin göz ardı ettiği" bir dizi siyasi cinayet şöyle listelenir:
Mustafa Suphi ve Arkadaşları (1921): TKP lideri Mustafa Suphi ve 14 arkadaşının, Trabzon açıklarında elleri bağlanıp denize atılarak öldürüldüğü belirtilir…
Katliamın arkasında Mustafa Kemal’in adamları olan Yahya Kâhya ve Topal Osman'ın olduğu iddia edilir…
Mustafa Sagir (1921): Hint Hilafet Komitesi murahhası olarak Ankara’ya gelen Sagir’in, Mustafa Kemal’in İngilizlerle savaşmadığını ve Halife’yi kurtarma niyetinde olmadığını anladığı için "İngiliz ajanı" suçlamasıyla idam edildiği öne sürülür…
Yahya Kâhya (1922): Mustafa Suphi cinayetinin izlerini yok etmek amacıyla Trabzon’da öldürülmüştür…
Katillerden birinin, Mustafa Kemal'in en yakınındaki isimlerden İsmail Hakkı Tekçe olduğu ve emrin doğrudan Çankaya’dan geldiği savunulur…
Ali Şükrü Bey (1923): Mustafa Kemal’e sert muhalefet eden Trabzon mebusu, Topal Osman ve adamları tarafından boğularak öldürülmüştür…
Topal Osman (1923): Ali Şükrü Bey cinayeti sonrası Mustafa Kemal’in emriyle İsmail Hakkı Tekçe tarafından öldürülmüş, başsız cesedi Meclis kapısında ayağından asılarak teşhir edilmiştir…
Fikriye Hanım (1924): Mustafa Kemal’in ilk eşi olarak nitelendirilen Fikriye’nin, Çankaya Köşkü’nde bir yaver tarafından vurulduğu ve meçhul bir yere gömüldüğü iddia edilir…
Halit Paşa (Deli Halit) (1925): Meclis koridorunda sırtından vurulan paşanın, 5 gün boyunca kalem odasında tıbbi müdahale yapılmadan ölüme terk edildiği belirtilir…
Zehra Aylin (1935): Mustafa Kemal’in manevi kızının Fransa’da trenden atılarak öldürüldüğü ve olayın üzerinin örtüldüğü ileri sürülür…
***
Katliamlar ve İstiklal Mahkemeleri:
Kaynaklar, rejime karşı çıkan toplumsal hareketlerin kanlı bir şekilde bastırıldığını savunur:
Konya Katliamları (1919-1922): Kitabın en çarpıcı iddialarından biri, Konya’da Padişah yanlısı halk ile "Millici" askerler arasında bir iç savaş yaşandığıdır…
Mustafa Kemal’in talimatıyla Miralay Refet (Bele) ve Yarbay Kasap Osman’ın Konya ve ilçelerinde (Ilgın, Bozkır) toplam 6 bin 529 kişiyi yargısız veya uyduruk mahkemelerle astığı iddia edilir…
Şapka İdamları (1925): Şapka Kanunu’na muhalefet edenlerin "isyan" suçlamasıyla İstiklal Mahkemeleri’nde yargılandığı, Erzurum’da bazı kişilerin kafalarına çivi ile şapka çakıldıktan sonra asıldığı öne sürülür…
Zilan ve Dersim (1931-1938): Zilan Deresi’nde 15 bin kürdün, Dersim’de ise 13 bin Zaza’nın askerler tarafından katledildiği, cesetlerin gazla yakılarak yok edildiği belirtilir…
İstiklal Mahkemeleri: Kaynaklarda bu mahkemeler birer "kıyma makinesi" olarak tanımlanır…
Sadece Samsun’da 1.622 idam verildiği, cellât Kara Ali’nin tek başına 6 bin 128 kişiyi asmakla övündüğü aktarılır…
Yaşar Gören’e göre bu cinayetler ve katliamlar zinciri, Mustafa Kemal’in "şahsi saltanatını" kurma planının bir parçasıdır…
Kaynaklar, İzmir Suikastı davası gibi süreçlerin aslında Kazım Karabekir, Ali Fuat ve Rauf Orbay gibi Milli Mücadele’nin asıl kahramanlarını tasfiye etmek için kullanıldığını savunur…
Yazar, tüm bu "vahşet" ve "ihanetlerin" resmi tarihte gizlendiğini, asıl amacın Osmanlı İmparatorluğu'nu içeriden yıkarak İngiliz çıkarlarıyla uyumlu bir diktatörlük kurmak olduğunu ileri sürmektedir…
